14 Şubat 2014 Cuma

NİHAT HATİPOĞLU - Düşündüren bir umre ziyareti


NİHAT HATİPOĞLU - Düşündüren bir umre ziyareti

NİHAT HATİPOĞLU
 
 

Düşündüren bir umre ziyareti

Medine havaalanından havalandık. Bu yazıyı yazarken Türkiye'ye dönüş yolundayım. Bu satırları yazarken ateşim var. Soğuk algınlığı. Özellikle sabah namazında Medine'de kavuran bir soğuk var.
 
 
Medine mezarlığına gittiğimizde, (ki on binden fazla sahabeye mezar olmuş bu muhteşem mekân günde iki kez açılıyor. Biri sabah 05.00 civarında sabah namazından hemen sonra, ötekisi ise ikindiden sonra. Daha sonra kilitleniyor ve kimse ziyarete alınmıyor.) iliklerinize kadar titriyorsunuz.
 
 
Orada ehlibeytin büyükleri; Hz. Fatıma, Hz. Hasan Hz. Abbas ve diğerlerini ziyaret ettik. Sonra da Hz. Peygamber'in eşlerini, kızlarını, oğlu İbrahim'i, Hz. Osman'ı ve diğer adı bilinmeyen on binleri gördük. İbretle baktık, yerden birer karış yükseklikteki mütevazı mezarları ibretle seyrettik. 
 
Mekke'de Türk ağırlığı
 
Mekke-i Mükerreme'de umrecilerin büyük yüzdesini Türkler oluşturuyor. Türkiye'den gelen kardeşlerimiz Kâbe'deki kalabalığın yüzde yetmiş beşini oluşturuyor desem yanılmış olmam.
 
 
Özellikle okulların tatil olmasını değerlendirmişler. Çok heyecanlılardı. Küçük çocukların, ortaokul ve liseli gençlerin çokluğu dikkatimi çekti. Yaşlı teyzelerimiz, yaşlı amcalarımız da çok.
 
Umrecilerimizin binlercesiyle kucaklaştık. Dua istedik. Dua ettik. 
 
Türkiye'ye yapılan dualar 
 
Bu umre mevsiminde bütün umrecilerle Türk olmayanlar da dahil, büyük bir Türkiye hassasiyeti sezdim. Türkiye'ye dua ediyorlar. Gruplar halinde. Ülkemiz sıkıntıya uğramasın, istikrar devam etsin, ilerlesin diye aralarında cüzler dağıtıyor ve tespih halkaları oluşturup toplu dualar yapıyorlar. Bu hemen göze çarpıyor. Türkiye'yi İslam âleminin parlayan yıldızı gibi görüyorlar. 
 
Alışverişteki Türkiye hassasiyeti 
 
Bir sipariş için bir dükkâna girdim. Suudi Arabistanlı gençlerle konuşuyorum. Tezgâhta onlar var. Arapça bildiğimi görünce ilk sordukları soru şu "Paranız yükselecek mi?" "Eski durumuna gelecek mi?"
 
 
Hayret ettim. Daha önceleri Türkiye hakkında farklı şeyler soran bu gençler şimdi Türkiye'nin ekonomisiyle ilgileniyor. "Türkiye çok mükemmel, gidişat çok iyi" diyorlar. Dünya Müslümanlarının Türkiye'yi gördükleri pencere bu. Türkiye'ye gıpta ediyorlar. 
 
Temizlik... 
 
Suudi Arabistan yönetimi, Mekke ve Medine'ye ciddi değer veriyor. Elinden geleni yapıyor. Tenkit etmek kolay. Ama bir anda iki milyon insan bir merkeze giriyor ve çıkıyor. Ve siz de orayı hem temiz tutacaksınız ve hem de mikroplardan arındıracaksınız. Aynı anda soğuk içme suyunu 24 saat bulunduracaksınız. Bu konuda tebriki hak ediyorlar. Oraya giden umrecilerin asgari temizliğe, hijyene dikkat etmesi gerekir.
 
"Temizlik imandandır" diyen bir dinin mensupları daha hassas davranmalı. Temizlik, nezaket, toplumsal paylaşım, ortak alanları kullanma gibi konularda daha hassas olmalıyız. İslam ülkelerinin sorumluları bu hususta ülkelerinden Mekke'ye gidecekleri uyarmalılar. Temizlik konusunda hem Suudi Arabistan'ı ve hem de bizim umrecilerimizi kutluyorum. 
 
Din nezakettir, zarafettir 
 
Din sadece namaz kılmak, oruç tutmak değil elbette. Kimsenin farz olan bu ibadetlerle problemi olmaz. Ama yere tükürülmeyeceği, çöp atılmayacağı herkesin bir kuyrukta sırasını beklemesi gerektiği gibi basit görünen bütün bu ayrıntılar ibadettir. Dikkat etmeliyiz. Dünya değişiyor. Yenileniyor. Biz yerimizde sayamayız. Din temizliktir. Din nezakettir. Din toleranstır. Din hakkına razı olmaktır. Din samimiyettir. Din centilmenliktir. Din müsamahadır. Din affetmektir. Din nasihattir. Din iyiliği emretmek, kötülükten uzak tutmaktır. Din, çıkar için dini kullanmamaktır.
 
Halkın yanında hakla beraber görünüp, uzaklaşınca şeytanla olmamaktır. Din iman ve inançta samimi olmaktır. 
 
Irak-Azerbaycan ve diğerleri 
 
Mekke ve Medine'de iken Irak Türkmenleri ve Iraklı Azerbaycan Türkleri ve diğer ülkelerdeki Türklerle hayli haşır-neşir olduk. Meğer oralarda programlarımız ne kadar çok izleniyormuş. Bir Türkmen; programınız olunca sokaklar boşalıyor gibi beni hayli mutlu eden bir söz söyledi. İslam'ı öğrendik sizden dediler. Doğrusu programların bu kadar geniş bir coğrafyada bu kadar hayırlı bir iş yaptığının ben bile tam farkında olmamışım.

 
Özlem duyduğun yere aitsin 
 
Aidiyetimiz manen; Kâbe ve Medine'dir. Efendimize cumartesi gece yarısı veda ettiğimde bunu bir daha hissettim. Sabah Medine Baki mezarlığında babamı ziyaret etmiştim. Babamın mezarının başına vardığımda ilk anda beş ay önde kaybettiğim annemi hatırladım. Sanki babamla buluşmuşlar gibi bir duygu içimi kapladı. Annem geldiği için mutlusun herhalde dedim. Kendi kendime. Babama duyurmak istercesine. Uzaklaşırken mezarlıktan, oraya ait olduğumu bir daha kendime fısıldadım.
 
 
Ruhen, Manen Efendimiz, Peygamberimiz'in (sav) nefes aldığı yere aidim. Bunu bir daha düşündüm.
Vücudum, varlığım, hizmetim, hayranlığım ülkeme ait. Türkiye hakikaten aziz. Kıymetini bilelim
.
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder