2 Aralık 2014 Salı

Ahmed Şahin - Yolda düşenin hayırlısı, kalkıp yoluna devam edendir!..

Ahmed Şahin - Yolda düşenin hayırlısı, kalkıp yoluna devam edendir!..


Ahmed Şahin
 
 
AİLE-SAĞLIK

 

Yolda düşenin hayırlısı, kalkıp yoluna devam edendir!..


Evet, insanın hayırlısı, ayağı kayıp çukura düşünce ümidini yitirip de düştüğü çukurda kalan değildir. Tam aksine, bismillah deyip düştüğü yerden kalkarak kıble istikametli yoluna tekrar devam edendir hayırlı insan!

Demek ki tehlike, düşmekte değil, düşüp de kalkarak yoluna devam etme azim ve aşkını kaybetmektedir.

- Ben dengemi kaybedip düştüm, ayağa kalkmam da artık imkânsız, hatta benden istikametli adam da olmaz bundan böyle.. diye vesveseye kapılarak, hedefine doğru yürüme sadakat ve sebatını yitirmektedir tehlike...

Nitekim böylesine sürçmelerden sonra kapıldığı vesvesenin etkisinde kalarak istikametli yoluna devam etme azim ve aşkını kaybedenler de görülmektedir bu imtihan dünyasında.

Ancak Allah Resulü (sas) Efendimiz, sürçerek günah çukuruna düşenlerin tekrar dengelerini bulup İslami istikametlerine devam etmeleri için yaptığı uyarısında şöyle buyuruyor:

- İnsanlar mutlaka hata yaparlar. Yani sürçüp düşebilirler. Ancak hata yapanların hepsi de şerli insan değildir! Hata yapanların da hayırlısı vardır!..

- Kimdir hata yapanların hayırlısı ya Resulallah? diye soranlara da şöyle açıklama yapıyor:

- Hata yapanların hayırlısı, tövbe ederek İslami istikametine aynı azim ve aşkla devam edenlerdir!

Demek ki insan bazen bilmeden, bazen de nefsine uyarak hata yapabilir, bu hata da ümidin kesilmesini gerektirmez. Çünkü hatasından pişmanlık duyup da dinî hayat ve İslamî hizmetlerine yine devam edenler, Efendimiz’in (sas) beyanıyla ‘hata yapanların hayırlısından’ sayılırlar!.. Yeter ki, hatadan sonra ciddi şekilde üzüntü duyup pişmanlık hissetsin. Düştüğü yerde, benden adam olmaz artık, demeden kalkıp dini hayatına ve İslami hizmetine aynı azim ve aşkla devam etsin!..

Bu konularda bize ümit ve şevk veren Hz. Ali Efendimiz’in uyarıları da son derece önemlidir.

Kendini çok günahkâr bilen bir adam Hazreti Ali Efendimiz’e gelir:

- Ben yaptığım hatalarla mahvoldum, ne olacak benim halim? diye sızlanır.

İmam-ı Ali Efendimiz de:

- Mahvolacak zamana daha gelmedik, tövbe kapısı henüz kapanmadı, sen tövbe ederek yoluna devam et, der. Ümitsiz adam:

- Benim hatam öylesine büyük ki, tövbe ile affa uğrayacak gibi değildir, der. İmam-ı Ali Efendimiz de:

- Hiç düşündün mü, senin hatan mı büyük, yoksa Rabb’imizin affı, mağfireti mi? diye düşündürecek bir soru sorar.

Adam duraklar, düşünür: ‘Elbette Rabb’imin affı, mağfireti büyüktür’ der.

- Öyle ise der, affı, mağfireti senin günahından büyük olan Rabb’imizin affından ümidini kesme de tövbe edip kıble istikametli yoluna devam et! Senin yapacağın iş, tövbe ederek istikametli yoluna devam etmektir, diye ekler.

Adam bu defa da: ‘Ne zamana kadar bu tövbe?’ diye sorunca kesin cevap şöyle gelir:

- Tövbe ettiğin günahı terk edinceye kadar tövbe!..

Demek ki, bazen sürçüp düşmek insanlığımızın icabıdır. Ancak düştüğü yerde ümitsizliğe kapılıp kalmak insanlığın icabı değil, şeytanın telkin ettiği ümitsizliğin gereğidir. Çünkü şeytan da sürçüp düştüğü çukurda ümitsizliğe kapılıp kalmayı tercih etti. Rabb’imin rahmeti benim günahımdan büyüktür? deyip de ümitle yoluna devam etmeye yönelmedi, böylece düştüğü çukurda kalmaya layık oldu.

Ama Adem babamız: ‘Rabb’imin rahmeti kulunun hata ve kusurundan çok büyüktür’ deyip ümidini kesmeden istikametli yoluna devam etti, sonunda da ilk peygamberlik makamına çıkmaya Rabb’imiz onu layık gördü...

Bu temel bilgilerden sonra sorumuzu şöyle sorabilir miyiz?

- Şimdi nasılsınız? İnsanlığınız icabı olan sürçme ve düşmelerden sonra hemen kalkıp kıble istikametli yolunuza devam etme azim ve aşkınızı koruyor musunuz? Yoksa ‘benden adam olmaz’ vesvesesinin etkisi sürüyor mu hâlâ? Unutmayın, vesvesede hayır olsaydı şeytanı çıkarırdı düştüğü çukurdan.

Bu önemli bilgileri hatırlatmak bizden, İslami istikametli yolumuza devam etme azim ve aşkı da hepimizden olsun inşallah!..
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder