16 Haziran 2013 Pazar

BABASIZ BİR KIZIN HÜZÜNLÜ DUYGULARI

BABASIZ BİR KIZIN HÜZÜNLÜ DUYGULARI

Ben babasıyla hiç anısı olmayacak kadar küçük yaşta, hatta kırklıkken

babasını gerçek aleme uğurlamış bir evlat olarak anlatacak bir anım bile

olmamasının sızısını duyuyorum kalbimde...

Hiç anlatılmadı bana ve hiç soracak kadar güçlü olamadım benim babam

nasıldı diye... Altı yaşından itibaren "baba" kelimesini başka biri için

kullandığımdan belki.. Bir yetim olmaktan çok, babaya dair içinde hiçbir his

duyamamak, hiçbir anıyı hatırlamamak daha acı benim için...

Sadece beni "lahana kızım" diye sevdiğini, itfaiyeci olduğunu ve kalp

krizinden vefat ettiğini biliyorum sadece bu kadar...

Yıllar sonra kabrine gittim ziyarete.. Elim, ayağım titriyor ne yapacağımı

kestiremiyordum... Benim nasibime baba sıcaklığını kabrinin başında duymak

düştü..
 

... ağladım ağladım ağladım ...

-- "Ben geldim baba" dedim

"lahana kızın..."

Öylece baktım mezarına, öylece

sarıldım ona, öylece okşadı o beni

ve öylece "hoş geldin kızım"

dedi. Babamın yokluğunda

varlığını aramaya çalışmaktı

benimkisi belki.. ve hiç unutamadğım bir anı :

Radyo programı yapan bir arkadaşım "babalar günü" ile ilgili araştırma

yapıyor. Konusu bu... Babam için yazdığım bir yazıyı verdim... Şu kısmını

hatırlıyorum yazımın :

-- "Babacığım herkes hediyeler verirken bugün babalarına, benim hediye

verecek babam yok... Ben de dualarımı hediye yaptım, gözyaşlarımla sardım.

Meleklerin ellerine veriyorum ki sana versinler ... Seni çok seviyorum" diye...

Arkadaşım ağlayarak okudu yazımı programında ...

Aradan bir saat geçmişti ki kapı çalındı elinde bir gülle çiçekçi adımı sordu ...

Sonra da çiçeği bana verdi... Şaşırmıştım, beklemiyordum böyle birşeyi ...

Üzerine iliştirilmiş kağıdı okudum :

" Hediyen geldi kızım, Ben de seni çok seviyorum. " yazıyordu...


Arkadaşımın yaptığı inceliği hiç unutmadım... Ve en büyük umut "iman” :



Ahirete, ölüme ve ölümün ayrılık olmadığına ...

 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder