27 Mayıs 2014 Salı

Kiraz'ın Sağlığınız İçin 1001 Yüzü Var!

Kiraz'ın Sağlığınız İçin 1001 Yüzü Var!




Kiraz Mevsimi ve Kirazın Müthiş Faydaları!

Kaynak:
http://gidateroru.com/tr-TR/haberler/438/kirazin-sagliginiz-icin-binbir-yuzu-var


Kirazın bir çok faydası biliniyordu da bu yeni eklendi. Amerikalı uzmanların yaptıkları yeni bir araştırmaya göre kiraz suyunun insan bünyesine olan çok özel bir faydası çıktı. Amerika'nın Louisiana State Üniversitesi'nden yapılan açıklamalara göre kiraz suyu uykusuzluk çekenlerin derdinin dermanı.


GÜNDE 2 KEZ KIRAZ SUYU İÇMEK UYKU İLACINDAN DAHA ETKİLİ

Louisiana State Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı açıklamaya göre günde 2 kez kiraz suyu içmek uyku ilacından bile daha çok işe yarıyor. 2014 San Diego Deneysel Biyoloji Toplantısı'nda sunulan araştırma verilerine göre yapılan deneylerde belirli bir yaşın üzerindeki deneklere 2 hafta boyunca günde 2 kez içirilen kiraz suyu sonrasında uyku düzeylerinde belirgin bir düzen ve uyku sürelerinde 90 dakikayı aşkın uzama görüldüğü belirtildi.


KIRAZ SUYU ÖZELLİKLE YAŞLILAR İÇİN BİREBİR

65 yaş üstü insanlarda genel olarak görülen uykusuzluk sorununun yapılan kiraz suyu uygulaması ile %25 ile 34 arasında değişiklik gösterdiği belirtilirken kiraz suyu içen deneklerin düzenli uyku sayısının haftada en az 3 günde çıktığı belirtildi. Ayrıca kiraz suyunun düzenli tüketilmesi sonucu uykusuzluğun yanı sıra kronik ağrı, yüksek tansiyon, ve diyabet hastalarında da yaşanan sorunlarda düşüş görüldüğü tespit edildi.


KIRAZ ASPİRİNDEN DAHA ETKİLİ

20 kirazda 12 - 25 miligram arasında antosiyanin bulunmaktadır, bu da bir aspirinden on kat daha etkilidir.


KIRAZ KARACİĞERİN DOSTU

Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar, fazla ilaç tüketimi ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü artırıyor.


KIRAZ SAPI ÇOK KIYMETLİ

30 gram kiraz sapını 1 litre suda 10 dakika kaynatarak hazırlayacağınız çay, böbrekleri çalıştırarak, diüretik (idrar söktürücü), kan ve idrar yolları temizleyicisi, safra akımını sağlayıcı, bağırsak düzenleyici etki gösterebilir.

İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor.


ZAYIFLATIYOR DA...

Ayrıca yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.

Özellikle bayat yemeklerle pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlıyor.

KIRAZ SUYU KIRIŞIKLIĞI ÖNLÜYOR

Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin deride kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor.


ŞEKER HASTASININ YİYEBİLDİĞİ TEK TATLI

Kirazda bulunan 'levüloz' adlı şeker kolay sindirilebildiği için şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor.

GÖZ İÇİN FAYDALI

Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu.


AĞACI DA ŞİFA DAĞITIYOR

Ağaç kabukları yüksek ateşe ve pekliğe iyi gelir Yaprakları müshil olarak, çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak kullanılır. Kirazı bağırsakları zayıf ve yüksek tansiyon sorunu olanların dikkatli tüketmeleri gerekiyor.


KİRAZ SAPINDAN ŞİFALI FORMÜL

Kiraz sapları, idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı kullanılıyor.Gölgede iyice kurutulan sapla hazırlanan şurup veya demlemelerle iyileşme sağlanabiliyor. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sap konularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde iki kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor.

Sapları ayrık ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliği; arpa ile kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor.


KİRAZ ÇEKİRDEĞİNİN FAYDASI

Dövülmüş çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zoru sorununa yardımcı oluyor.Ayrıca çekirdekleri ısıtıldıktan sonra bir beze sarılarak karın bölgesinde ağrıların giderilmesi için kullanılıyor.


KİRAZ'DA HANGİ VİTAMİNLER VAR

100 gram kirazda, 17 bin miligram C vitamini bulunmaktadır. Her insanın günde 60-80 miligram C Vitamini alması gerekiyor.

B1, B2, B5 vitaminleri, magnezyum ve kalsiyum da bulunmaktadır.


KİRAZ ÇİÇEĞİNDAN ÇAY YAPIN

Çiçeklerinden hazırlanan çay; 20 gram kadar Kiraz çiçeğini bir litre suyun içerisinde kaynatarak hazırlayabilirsiniz. Bu hazırlanan çay öksürüğe ve göğüs yumuşatmakta faydalıdır.



Şimdi de Ali Şen’in torunu Alp Ali Şen cennette, Allah bize ne anlatmak istiyor?


Şimdi de Ali Şen’in torunu Alp Ali Şen cennette, Allah bize ne anlatmak istiyor?


Şimdi de Ali Şen’in torunu Alp Ali Şen cennette, Allah bize ne anlatmak istiyor?
 


Tam 301 canımızı, dünyalar güzeli insanları cennete uğurladık birkaç gün önce. Türkiye o çilekeş madencilerimiz için dualar etti, yardım için herkes birbirine kenetlendi.

Daha aradan nerdeyse hiç gün geçmeden bir anda eski Fenerbahçe Kulübü başkanlarından Ali Şen'in torunu Alp Ali Şen’in trafik kazası geçirdiği haberi her yere yayıldı. Daha 17 yaşında olan Alp Ali Şen hayatını kaybetmişti. Son derece masum, günahsız bir çocuğu daha cennete uğurladık. O da tıpkı madenci kardeşlerimiz gibi öldüğü anda sonsuz hayatına gözlerini açtı. Belki geride kalanlar bunu bilmiyor, ya da düşünmüyor ama masum çocuklar öldükleri anda cennet vildanı oluyorlar. Sonsuza kadar içinde gülüp eğlenecekleri, her istediklerine kavuşacakları cennete adım atıyorlar.

Bu kadar ölüm olayının ard arda olması gerçekten çok manidar. Allah ölümün aslında hepimiz için çok yakın olduğunu bize düşündürüyor. Dünya hayatının ne kadar geçici olduğunu, asıl hayatımızın ahiret olduğunu düşündürüyor. İnsanlar bir göz çarpması kadar süren dünya hayatına çok ama çok değer veriyorlar ama ahireti hiç düşünmüyorlar. Allah’da insanların şuurlarını açmak için, ahiretin varlığını anlamaları için böyle imtihanlar yaratıyor.

Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En'am Suresi, 32)

Şimdi düşünüyorum da Adnan Şen ve Begüm Şen ailesinin her şeyi vardı, ama başlarına böylesine büyük bir imtihan geldi. Çünkü hepimiz imtihan dünyasında yaşıyoruz. Aslında malımız, canımız, evlatlarımız kısacası her şeyimiz Allah’ın. O dilediği anda istediğini çekip alır. Buna kimse engel olamaz. Biz ise bu dünyada sabırla, tevekkülle, güzel ahlak göstermekle yükümlüyüz. Allah o güzel evladı alıyor ama sonsuz cennetine koyuyor. Mümin her şartta Allah’ın tarafında oluyor, asla isyan etmiyor, üzülmüyor, yas tutmuyor. O çocuk şu anda gülerek cennet bahçelerinde koşuyor, en güzel sofralara oturuyor. Keşke annesi ve babası da bu güzellliği görebilse ama imtihan olduğumuz için Allah göstermiyor. Onlar bunu görmeden sabredecekler, tevekkül edecekler. Böylece kayıtsız şartsız Allah’ın tarafında olduklarını gösterecekler. Allah tüm insanlardan bunu istiyor.

Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155)

Söylediğim gibi bu dünyada yaratılan milyarlarca insan farklı şekillerde imtihan oluyor. Orada madencilerimiz bir lokma ekmek yiyebilmek için metrelerce yerin altında çalışıyorlar, onlar fakirlikle imtihan oluyorlar. Ama imanlılar, ne kadar güzel ve öldükleri anda cennete gidiyorlar. Bir başkası ise mal, mülk içinde yaşıyor, Allah’da o kişiyi bollukla imtihan ediyor ve acaba şükredecek mi diye deniyor. Kimi gencecik yaşında sakat kalıyor, kimi de kanser olup hayatını yitiriyor. Burada önemli olan herkes ama herkesin imtihan edildiğini bilmek, Allah’a tam olarak güvenmek. Asla ama asla isyan etmemek, “neden ben” dememek.

De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)

Şimdi Ali Şen, Adnan Şen ve Begüm Şen’in düşünmeleri gerek, bu dünyadaki hayatımız bir göz açıp kapatması kadar kısa. Çarçabuk geçiyor ve hepimiz hızla ölüme doğru yaklaşıyoruz. Ama asıl çok önemli bir gerçek var. Hiçbirimiz öldüğümüzde toprak olup yok olmuyoruz. Yaratılan milyarlarca insan ahirette anında gözlerini açıyor ve sonsuz hayatına adım atıyor. Önemli olan bu dünyada Allah’a iman etmek, Kuran’a göre yaşamak ve cennete kavuşmak. Bu dünya zaten onun için var, bütün bu imtihanlar da onun için var.

Ali Şen, Adnan Şen ve Begüm Şen ailesine gönülden sabır diliyorum. Düşünsünler ki Allah demek ki bu masum çocuğu hemen cennetine almış. Onu dünya hayatındaki diğer zorlu imtihanlardan geçmeden o masumluğuyla ve güzelliğiyle cennete kavuşmasını sağlamış. Şimdi orada annesine ve babasına kavuşmayı bekliyor. Allah’ın izniyle yavrularına cennette kavuşacaklar.

Hepimiz O’ndan geldik, O’na gidiyoruz, hepimiz O’nun kullarıyız.Allah’a tevekkül edersek, güzellikle sabredersek Allah bunun sevabını verir ve üzerimizdeki imtihanı kolaylaştırır. Bütün bu yaşadıklarımız gerçek hayatımızın içinde sonsuza kadar kalacağımız ahiret olduğunu anlamamız için, kalpten inanmamız ve Allah’a dayanıp güvenmemiz için.

… Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal Suresi, 67)

İman edip salih amellerde bulunanlar, Biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (Nisa Suresi, 122)

Kaynak:

http://hadislerlecennet.wordpress.com/
http://imtihaninsirrib.blogspot.com/

Erkan Aykut


http://blog.milliyet.com.tr/simdi-de-ali-sen-in-torunu-alp-ali-sen-cennette--allah-bize-ne-anlatmak-istiyor-/Blog/?BlogNo=461764



 

Mihrimah Sultan ve Rüstem Paşa

Mihrimah Sultan ve Rüstem Paşa

 


 

Ahmed Şahin - Peygamberlerden sonra en yüce makam şehitlerindir!

Ahmed Şahin - Peygamberlerden sonra en yüce makam şehitlerindir!



AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmed Şahin

Peygamberlerden sonra en yüce makam şehitlerindir!

 
 
Soru: Cephede düşmanla savaşırken yaralanarak ölen asker şehit olur, ancak yer altında çalışırken kazaya uğrayarak ölen işçi şehit olmaz, diyerek bizi şehitlerimiz hakkında şüpheye düşürmek istiyorlar.
 
 
Şehitlik hakkında kısa da olsa bilgi vererek bizi aydınlatırsanız savaştaki şehitlerin dışında daha kimlerin şehit sayıldıklarını öğrenecek, maksatlı söylentilerin etkisine girmekten kurtulacağız. Saygılarımızla.
 
 
Cevap: İslam’da şehitlik, peygamberlikten sonra erişilebilecek en yüce makamdır. Ahirette en yüce makam önce peygamberlerindir. Sonraki derece ise şehitlere layık görülmüştür.
Bu sebeple şehitlerin üzerindeki (kul hakları dışında kalan) tüm hak ve günahların af buyrulacağına da hadislerde işaret olunmuştur.
 
 
Bu bakımdan şehitlik, dünyadaki imanlı bir kula verilecek en yüksek makamdır. Şehit yakınları bu yüzden ölenleri için aşırı üzülmezler, ahirette kendilerini karşılayacak şefaatçileri olarak düşünürler kaybettikleri yakınlarını.
 
 
Şehitlerde ilk derece: Cephede savaşırken yaralanarak ölenlere aittir. Yani hem dünyada hem de ahirette şehit muamelesine tabi tutulan şehitlerdir bu savaş şehitleri. Yaralandıkları elbiselerini çıkarmaya gerek duyulmadan definleri yapılır bunların.
 
 
Savaş dışındaki sivil hayatında maruz kaldığı irade dışı kaza, bela ve musibetlerden dolayı hayatını kaybedenlere de, ahiret şehidi adı verilir. Yani dünyada sıradan kimse gibi kefenlenip defnedilir, ama ahirette kendilerini yüce şehitler makamında bulurlar bunlar da.
 
 
İşte sivil hayatta maruz kaldıkları irade dışı musibetlerle hayatlarını kaybeden bu şehitlerin bir kısmı hadislerde şöyle anlatılmaktadır:    
 
(SAVAŞTA DA, SİVİL HAYATTA DA İRADE DIŞI ÖLENLERİN ŞEHİT OLMALARI İÇİN KALBİNDE şirksiz İMAN OLMASI LAZIMDIR... YOKSA kanserden ölen her inançsıza da ŞEHİT DEMEMİZ LAZIM GELİRDİ.  Celal)
 
 
1- Yanarak ölen şehittir.
2- Depremde enkaz altında kalarak ölen şehittir.
3- Helal malını, canını, namusunu korumak isterken ölen, öldürülen şehittir.
4- Ailesinin helal nafakasını kazanmak uğruna ölen şehittir.
5- Salgın hastalıklardan ölen şehittir.
6- Gurbet ilinde garip olarak ölen şehittir.
7- Doğum sırasında ölen kadın şehittir.
8- Yılan, akrep gibi zehirli hayvan sokmasından ölen şehittir.
9- Yardıma muhtaç kardeşini koruma kurtarma uğruna ölen şehittir.
10- Kanser gibi çaresi bulunmayan hastalıklardan ölen şehittir.
 
 
Değerli hadis kitabı Müslim’de şehidin (kul borcu dışındaki) tüm günahlarının bağışlanacağına işaret edilirken, yetmiş kişiye kadar uzanan yakınlarına da şefaat edebilecekleri haber verilmektedir.
 
 
Bu sebeple şehit yakınlarına yardım eden hayırseverlerin de, yardım ettikleri şehidin şefaatine nail olacağına da dikkat çekilmektedir.
 
 
Zaten mahşerde üç sınıfa şefaat etme izni verilecektir.
 
 
Peygamberler, ilmiyle amel eden alimler ve irade dışı musibetlerde ölen şehitler. (Tac)
 
 
Hadislerde ayrıca bir başka sınıfa daha şehitlik sevabı verileceğine işaret edilmektedir. Onların da, ümmetin fesada gittiği ortamlarda sünnet üzere yaşamada sebat eden halis dindarlar sınıfı olduğu anlaşılmaktadır. Bu konudaki hadiste şu mealde bir tarif dikkatimizi çekmektedir. Buyruluyor ki:
 
 
- Kim ümmetimin fesada gittiği zamanda sünnetime tabi olarak yaşamakta sebat ederse, şehitlere verilen sevaplara nail olacaktır!.. Demek ümmetin bir kısmının giyim kuşamda, ahlaki tutum ve tavırlarda bozulup fesada gittiği devrelerde, bozulmaya katılmayıp sünnet üzere yaşamada sebat eden sadık dindarlara da şehitlere verilen sevap gibi mükafatlar verileceği müjdesi söz konusu olmaktadır.
 
 
 

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Efkan Vural - Her şeye rağmen yaşamak çok güzel-22

Efkan Vural - Her şeye rağmen yaşamak çok güzel-22

SEVGİLİ EFKAN HOCAM NAÇİZANE FAKİRİNİZ HAKKINDAKİ Milliyet Blog'daki Yazı dizisine ŞÖYLE DEVAM ETMİŞ...  Allah razı olsun hocam...
Sizi çok seviyorum canım hocam



http://blog.milliyet.com.tr/her-seye-ragmen-yasamak-cok-guzel--22/Blog/?BlogNo=462185


Her şeye rağmen yaşamak çok güzel- 22

Her şeye rağmen yaşamak çok güzel- 22
 


Celal ÇELİK’in  hayata dair, ahlaki, dini ve felsefi düşünce ve yorumlarını kendi diliyle  beğeniyle  sunmaya devam ediyorum.

Parola: Bismillah

Yemek yemeye veya bir işe başladığım zaman "Bismillahirrahmanirrahim" diyorum. Bu kelime her işe başlarken Allah'ın aklımızda olduğunu, bizi heran gözetleyen meleklere beyan etmektir. Yapacağımız yada başlayacağımız bir işte Allah'ın yardımını istemektir.

Yani Allah'ın hazinelerinin kapısının anahtarı Bismillah'tır. Nöbetteki askerler insanlara parola sorar. Veya internette bir email hesabımıza şifre girerek ulaşırız. Kuran-ı Kerim'in sırlarını açan anahtar ise Bismillah'tır...

Bismillah ile başlanan her iş bereketli ve hayırlıdır. Çünkü Allah'ın yardımı ve koruması vardır.

Peygamber Efendimiz SAV buyuruyor ki: ”Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.” [Taberani]

Ölümden neden korkmuyorum?

Amerikan sinemasının ruhlu, şeytanlı korku filmlerinden midir bilmem ama gençken ölüden ve mezardan çok korkardım. Ölüm, çok soğuk bir kelime.

Düşünsenize tüm sevdiklerinden, eşinden, çocuklarından, kankandan ayrılıyorsun.

Ama ölüme çare yok, bütün hayat sahibi canlılara Allah bir ömür tayin etmiştir. Vadesi dolan her insan ölmektedir ve ölecektir.

Eskiden ölü görünce korkardım. Ama aslında ölüden değil, diriden korkulması gerektiğini öğrendim. Öyle insanlar tanıdım ki, vefasız, ahlaksız, kaba, küfürbaz, hain, menfaatçi, yalaka, vs...

Ölü beden milyon yılda geçse kıpırdayamaz, seni dövemez; konuşmaz, kalbini kırmaz. Ölüden değil, asıl diriden korkmak gerek.

Namazlarımda Kuran’da geçen Hz Yusuf’un duasını da çok ederim:“Allah’ım müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarının arasına kat“

Salih kullardan olursam eğer, ölünce kabirdeki berzah aleminde benden önce ölmüş tüm iyi kullarla görüşebileceğim.

Düşünsenize Hz Yusuf’un ne kadar güzel olduğunu bizzat göreceğim. İlk insan Hz Adem’le tanışacağım. Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman, Hz Ali  ve “Sen olmasaydın, kainatı yaratmazdım“ hitabının muhatabı biricik Efendimiz Muhammed Mustafa SAV ile görüşeceğim inşallah...

İnsan ölümden neden korksun ki... Barış Manço orada, Neşet Ertaş orada, Faik dedem, babannem, anneannem, Celal amcam orada...

Çanakkale gazisi olan babamın dedesi İsa dedemle tanışıp anılarını dinleyeceğim inşallah.

Ve en önemlisi, bütün lezzetlerin fevkinde Cenab-ı Allah’ın cemalini göreceğim inşallah .

Ölmeden görülmüyor arkadaşlar…
 
Efkan Vural
 
(Devamı 30/05/2014 Cuma)
 
 
 

Meleklere iman Müslüman olmak için zorunlu mudur?

Meleklere iman Müslüman olmak için zorunlu mudur?




İmanın şartları (6) altıdır. Bir hadiste Kim bunlardan bir tanesine dahi Allah’ın istediği şekilde iman etmezse mü’min olamaz deniyor.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

 “Ey inananlar! Allah’a, rasulüne, rasulüne indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitablarını, rasullerini ve ahiret gününü inkar ederse şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.”  [Nisa: 136] 

***


Meleklerin varlığı Kur’an’da ve sünnette haber verilmiştir. Ayrıca inanılması emredilmiştir. İnanmayanların ise sapıklık ve küfür içinde oldukları bildirilmiştir. (Bakara:98+Nisa:136)
Meleklere iman, imanın altı esasından ikincisidir. Allah’a imandan sonra meleklere inanılacaktır.

Melekler nasıl varlıklardır?

Melekler, insandan önce yaratılmışlardır. Melekler, nurdan yaratılmışlardır.
Melekler nurani varlıklar olduğundan görülmezler.
Melekler günah işlemezler, cinsiyetleri yoktur, yiyip içmezler, uyumazlar, Allah’a ibadet ve itaat ederler. (Enbiya:19-20)
Adem’e secde edin emrine uyup secde etmişlerdir. (Kehf:50)

Meleklerin ne gibi görevleri vardır?

Melekler, Allah’a ibadet ve itaat etmekle görevlidirler. Allah’ı zikrederler, Allah’tan korkarlar ve kendilerine ne emredildiyse onu yaparlar.

-İnsanların yaptığı işleri tespit eden melekler vardır.
-Dua eden, duaya amin diyen melekler vardır.
-Koruyucu melekler vardır, yardım eden melekler vardır.
-İnsanları iyiliğe, hayra çağıran melekler vardır.
-Cebrail, vahiy meleğidir.
-Azrail, ölüm meleğidir.
-İsrafil, dünyanın sonu ile tekrar dirilişi haber verecektir.
-Mikail, dünyadaki olup bitenlerle ilgilenmektedir.
-Bir de hesap melekleri vardır.
-Kötülere ve kötülüklere lanet eden melekler vardır.

Melekler insanlara nasıl yardım eder?

Kur’an’da meleklerden cündullah (Allah’ın askerleri) olarak bahsedilmiştir. Allah yolunda olanlara ve inananlara yardım ederler.

Bedir savaşında Allah melekler gönderdiğini, Huneyn’de meleklerin yardım ettiğini haber veriyor. (Al-i İmran:123-124+tevbe:205)

Bir ayette de:’’Melekler insanlara yardım eder’’ buyrulur. (Enfal:12)

Allah sevdiklerini melekler vasıtası ile korur. (Tevbe:26)

Melekler dua ederek iyiliğe çağırarak yardım ederler.
Hafaza melekleri, koruyarak yardım ederler.
Çanakkale’de Churchill olmakla itham edilip yargılanırken şöyle demiştir:
-Biz Allah’a savaştık, anlamıyor musunuz?
Ebrehe’de Allah’la savaşmıştı.

Melek mi üstündür insan mı üstündür?

Din alim’lerine göre insan üstündür.
İnsan, yeryüzünün halifesi olarak yaratılmıştır. (Bakara:30)
Meleklerin Adem’e secde etmeleri emredilmiş, melekler Adem(as)’a secde etmişlerdir.
Meleklerin amellerine sevap yoktur. İnsanın amellerine sevap vardır.

Peygamber (as) alimlerin ve Salih kulların meleklerden üstün olduğunu bildirmiştir.
Cenab-ı Allah, melekler dahil her şeyi insanın hizmetine vermiştir.
Miraç da peygamber (as) sınırı geçerken, melek ‘’benim iznim buraya kadar’’ demiştir. Fakat inanmayan isyankâr ve günahkârların da bir üstünlükleri olamaz. Onlar için Allah: ‘’Belhüm Adel: (Hayvanlardan da aşağı) ifadesini kullanmıştır.

Meleklere inanmanın insan üzerinde ne gibi etkileri olabilir?

Meleklere inanan ve meleklerin iyiliğe davet ve teşvik ettiklerine, iyilik yapana hayır duada bulunup yardım ettiklerine inanıp iyi olmaya çalışır.

Yazıcı meleklerin varlığına inanan, kötülükten kaçınır.
Koruyucu meleklerin varlığına inanan, korunduğuna inanır ve lüzumsuz korku taşımaz.
Yardım eden meleklerin varlığına inanan kimse kendini yalnız ve güçsüz hissetmez.
Meleklere inanan ölçülü ve faydalı bir hayat yaşar.
Meleklere inanan melekler gibi temiz olmaya çalışır. Onlar gibi ibadet, itaat eder, isyandan kaçınır, melekleşir.



İman açısından meleklerle ilgili nelere dikkat etmeliyiz?

Meleklerle ilgili yakışıksız bir düşünce taşınmamalı ve söz söylenmemelidir.

-Melekler için erkeklik, dişilik düşünülmez.
-Melekler Allah’ın oğlu kızı kabul edilmez.
-Meleklerle alay edilmez ve sövülmez.
-Ha şeytan ha melek denmez.
-Meleklerin yanlış yaptığı söylenmez.
-Kadınlara kızlara ‘’meleklerim’’ denmez.

 
Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ



Kalben Düzgün Olmak


Kalben Düzgün Olmak

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“…Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanı değiştirmez…” (Ra’d, 11)
​​


Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Kulların kalbleri Allah’ın kudret elindedir. Onları istediği gibi halden hale çevirir.” (Müslim, Kader 17; İbn Mâce, Muk. 13; Müsned, VI, 91)
 

Süleyman (as) bir gün rüzgârla giderken mülkünü saltanatını düşündü. Rüzgâr (onun üzerinde uçtuğu) yaygıyı eğdi. Süleyman (as) rüzgâra: “Düz dur!” dedi.

Bunun üzerine rüzgâr “Esas sen düz dur.  Sen kalben düzgün olduğun sürece ben de düz olurum. Sen meyl ettin eğildin, ben de meyl ettim eğildim.” dedi.

İşte sırrın kalb ile inâyet rüzgarı ile hâli böyledir. Kalb kayınca Allah da sır yaygısını yardımsız bırakma rüzgârıyla kaydırır. (Rûhu’l-Beyân-16. Cilt, İsmail Hakkı Bursevi, Erkam Yay.)


--
​​

25 Mayıs 2014 Pazar

Efkan Vural - Miraç

Efkan Vural - Miraç

Sevgili Efkan hocamın bu değerli yazısını bir kez daha paylaşıyoruz...
Allah razı olsun hocam. Emeğinize sağlık...


http://blog.milliyet.com.tr/mirac/Blog/?BlogNo=417830

Miraç

Miraç
 


Mübarek üç ayların ilki olan Recep ayının 26’yı  27’ye bağlayan gece Miraç kandili olarak kutlanır.
O gecede sevgili Peygamberimiz Kabe’den  Mescid-i Aksa’ya oradan da  Yüce Allah’ın huzuruna çıkartılmıştır.

Bu olay  Kur’an-ı Kerim’de “İsra” kelimesiyle anlatılmıştır. İsra sözlükte geceleyin yürümek demektir.

Kur’an’ı Kerim’de Miracla İlgili şöyle buyrulur:
”Bir gece, kendisine öğütlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan , çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir... O gerçekten işitendir, görendir.” (İsra, 17/1)

Peygamberimiz Mescid-i Haram’dan Burak adlı bir bineğe bindirildi.Cebrail ile birlikte o gece Kudüs’teki Beyt-i Makdis’e gidildi. Orada bütün peygamberlerle namaz kılındı. Sonra oradan yüksek makamlara çıkmak için bir mirac, bir manevi merdiven kuruldu. Gök katları birer birer geçildi. Her katta  peygamberlerle görüşüldü. Birinci katta Hz. Adem peygamberle, ikinci katta  Hz. İsa ve  Hz.Yahya Peygamberle, üçüncü  katta Hz. Yuauf peygamberle, dördüncü katta Hz. İdris peygamberle, beşinci katta  Hz.Harun peygamberle, altıncı katta  Hz. Musa peygamberle ve yedinci katta da Hz.İbrahim  peygamberle karşılaştı. Hepsine selam verdi. Onlarda   Hz. Muhammed’e Ey Salih Kardeş ‘ Ey Salih Peygamber! dediler.

Peygamberimize gök katlarından sonra Sidre-i Münteha sahası açıldı. Cebrail (a.s.) Sidre-i Münteha’dan ileri geçemedi. Peygamberimiz Yüce Allah ile hiçbir aracı olmadan  görüşüp bir çok sırlara ve müjdelere eriştirilerek Allah’ın vahyine direkt muhatap olmuştur.

Hz. Muhammed aynı gece  alındığı yer olan  Kabe’ye geri getirildi. Peygamberimiz yaklaşık  1 aylık yürüme mesafesinde  olan Küdüs’e götürüldüğünü söyleyince, Kureyşliler kendisine Mescid-i Aksa ile ilgili bazı sorular sordular. Sordukları soruların tamamına doğru cevap almalarına rağmen müşrikler  Hz. Muhammed’e inanmadılar. Hz.Ebu Bekir ise bu olayın doğruluğunu kabul etti. Bundan sonra peygamberimiz Hz. Ebu Bekir’e “es-Sıddık” (doğrulayan)  ismini  vermiştir.

Peygamberimiz yolculuk esnasında Mescid-i Aksayı ayrıntılı olarak görmesi ve onu incelemesi imkansızdı. Orada peygamberlerle namaz kılması ve o anki duygularla  Mescid-i Aksayı ayrıntılı olarak fark edemezdi. Buna rağmen Kureyşlilerin sorularına en ince ayrıntılarıyla cevap vemiştir. Çünkü  sorular sorulunca Mescid-i Aksa  Hz.Muhammed’in gözünün önüne getiriliyordu. Bu konu da sevgili peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “(Mescid-i Aksa’ya sefer ettiğimi söylediğim de) Kureyş beni yalanlayınca Mescid-i Haram’ a gidip ayakta durdum.Sonra Allah benimle Mescid-i Aksa arasındaki mesafeyi kaldırdı da (denemek için ne sordularsa) Mescid-i Aksa’ya bakarak onun işaretlerinden Kureyşe haber vermeye  başladım” (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi.10.cilt. 6.baskı sh:59)

Peygamberimiz Hz.Muhammed’e Mirac’da şu üç şey verilmiştir:

1-Bakara suresinin son ayetleri. (Amenerrasuluh…)
2-Allah’a ortak koşmayanların Cennete gireceği müjdesi.
3-Beş vakit namaz farz kılındı

İsra suresinde Yüce Allah bu gecede Müslümanlara aşağıdaki hususlar bildirilmiştir:

1-Allah’tan başka bir ilah tanıma ve Allah’tan başkasına kulluk etme.
2-Ana babanıza iyi davranın
3-Allah,  kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.
4-Akrabaya, yoksula,yolcuya, hakkını ver.
5-Gereksiz yere saçıp savurma
6-Eli sıkı olma; büsbütün eli açıkta olma
7-Geçim endişesiyle çocuklarınızın canına kıymayın.
8-Zinaya yaklaşmayın.
9-Cana kıymayın
10-Yetimin malına  doğru bir niyetle yaklaşın.
11-Verdiğiniz sözü yerine getirin.
12-Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün.
13-Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme.
14-Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma.
15-İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. (İsra surasi,17/22-39. ayetler)


Evet, maneviyatı çok büyük olan  bu gecede yaratıcımıza bol bol ibadet edelim,namaz kılıp, dua edelim.Kendi  iç dünyamızda Yüce Allah’a çok yaklaşarak ,ona mirac edelim.

Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Namaz mü’minin miracıdır.”

Efkan Vural


 

Mîrâc’a Hazırlık


 
Mîrâc’a Hazırlık
 
 
Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“O’na Rabbinden mûcizeler indirilseydi ya! dediler. De ki: Mûcizeler ancak Allah katındadır, ben ise sadece açık bir uyarıcıyım. Kendilerine okunup duran kitabı Sana indirmiş olmamız
​​
onlara (mûcize olarak) yetmez mi? Elbette îmân eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.” (Ankebût, 50-51)
Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Gönderilen her peygambere, insanların hidâyetine vesîle olacak bir mûcize muhakkak verilmiştir. Bana verilen de Allâh’ın bana vahyettiği kelâm nev’inden olan Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bu sebeple kıyâmet günü ümmetimin diğer ümmetlerden sayıca daha çok olmasını ümîd ediyorum.” (Buhârî, İ’tisam 1, Fedâilü’l-Kur’ân 1; Müslim, Îmân, 279)
İs­râ ve Mî­râc Ge­ce­si’nde, Fahr-i Kâ­inât (sav)’in Hak Te­âlâ ile vus­la­tın­dan ev­vel, kalb-i pâk-i ne­be­vî­le­ri üçün­cü de­fâ ilâ­hî te­cel­lî­le­re ha­zır­la­na­rak sa­dır­la­rı îman ve hik­met­le dol­du­rul­muş­tur.
Ra­sû­lul­lâh (sav) bu hâ­di­se­yi şöy­le an­la­tır:

“Ben Kâ­be’nin Ha­tîm kıs­mın­da ya­tı­yor­dum. Uy­ku ile uya­nık­lık ara­sın­da ba­na bi­ri gel­di, şu­ra­dan şu­ra­ya ka­dar (göğ­sü­mü) yar­dı. (Bu sö­zü­nü söy­ler­ken bo­ğaz çu­ku­run­dan kıl bi­ten ye­re ka­dar olan kıs­mı gös­te­ri­yor­du.) Kal­bi­mi çı­kar­dı. Son­ra ba­na, içe­ri­si îman ve hik­met­le do­lu, al­tın­dan bir kab ge­ti­ril­di. Kal­bim (çı­ka­rı­lıp su ve Zem­zem ile) yı­kan­dı. Son­ra içe­ri­si îman ve hik­met­le dol­du­ru­lup tek­rar ye­ri­ne kon­du…” (Bu­hâ­rî, Bed’ü’l-Halk 6, En­bi­yâ 22, 43; Müs­lim, Îman 264)
 


-- 

 

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Hekimoğlu İsmail - En büyük keramet...

Hekimoğlu İsmail - En büyük keramet...



Hekimoğlu İsmail
 

En büyük keramet...

 
 
Müslümanların dertlerini dile getirmek için Minyeli Abdullah’ı yazmıştım.
 
 
1967’de Bab-ı Ali’de Sabah gazetesinde tefrika edilmiş, beğenilmişti. Maddi imkânlarımız olmadığı için bastıramadım. Bu sefer rahmetli Mustafa Polat, bulduğu borç para ile Mihrab Yayınevi’ni kurdu; ilk olarak Minyeli Abdullah’ı bastırdı. İkinci kitabın ismi, Hak Yol İslam Yazacağız idi. Abdurrahim Karakoç’un şiirleriyle başlıyordu…
 
 
Koç burcuna, yay burcuna
Bebeklerin avucuna
Minarelerin ucuna
Hak yol İslam yazacağız.
 
Bucak bucak, köşe köşe
Kara taşa, kor ateşe
Yıldıza, aya, güneşe
Hak yol İslam yazacağız.
 
 
Bu şiiri yıllarca marş gibi, ilahi gibi okuduk. Yollarda, kırlarda, evlerde “Hak yol İslam yazacağız!” diye bağırıyorduk. Ruhlar ayağa kalkar, kalpler titrerdi. Gönüller İlahi aşka açılırdı. Her yere yazsak da iş bitmiyor. Herkes bunu duydu bildi amma dindar kesimde fazla bir değişiklik olmadı. Hak yol İslam diye bağırdık amma kendine hayrı olmayanlar İslam’a hayırlı olmaya çalıştı. Hâlbuki su alan gemi başkasını kurtaramaz. Dünyada Müslümanca yaşamayan insanlar ahirette hangi saadete konacak?
 
 
Mesela aklı gözüne inen insanlar için keramet çok önemlidir. Keramet, her türlü şartların dışında harika bir hal göstermektir. Mesela şeyh efendinin gaybdan haber vermesi veya uçması gibi... Bu gibi haller şeyhin itibarını artırır ve müritleri ona bağlanır. Hâlbuki şu anda birisi Sultanahmet’ten Kadıköy’e uçarak gitse Allah indinde bir kıymeti yok. Çünkü kuşlar da uçuyor. Amma bir Müslüman’ın haramların arttığı bu devirde haramları terk etmeye çalışırken iradesiyle verdiği savaş, en büyük keramettir. 
 
 
Top oynamak, dans etmek, eğlenmek için toplanan gençlerin aksine, sırf Allah rızası için, dini bilgilerini artırmak, ilim öğrenmek için gençlerin bir araya gelmesi, en büyük keramettir. Arabamız olup da evimizde yan gelip yatacağımıza, arabamız olmadan derse gitmek için yollara düşmek keramettir. 1950’de şuurlu Müslüman sayısı çok azdı. 1954’te Selimiye Camii’nde üç kişiyle namaz kıldık. Şimdi öyle mi? Camiler tıklım tıklım. Eskiden şuurlu bir Müslüman bulmak için şehirden şehre seyahat etmek lazımdı. Şimdi her yerde dindarlar var. Amma öyle bir durum var ki, bir yanda namaz kılıp, öte yanda hak yiyip yalan söylememek en büyük keramettir diyoruz.
 
 
Mesela bir zengin, Vakıf Gureba Hastanesi’ni yaptırmış ve Müslümanların hizmetine sunmuş. Hastaneyi ayakta tutacak gelir kaynakları bırakmış. Vakfiyesinde, “Kim hastanenin bir baş soğanını yerse Allah lanet etsin!” deniyor. Adamlardaki ahlaka bak. “Allah lanet etsin!” diyor.  O günün insanı için en büyük ceza Allah’ın laneti… Öyleyse bu zamanda kendi nefsinde doğruluğu kanunlaştırmak, en büyük keramettir.
 
 
 

23 Mayıs 2014 Cuma

NİHAT HATİPOĞLU - Sevgili'den haber var!

NİHAT HATİPOĞLU - Sevgili'den haber var!

NİHAT HATİPOĞLU
 

Sevgili'den haber var!                  

 
Pazar gecesi Miraç Kandili. Bilindiği gibi Peygamberimiz 52 yaşındayken bir gece Mekke'deki evinden alınıp önce Kudüs'e oradan da yücelere -Sema'ya- kaldırılmıştır. Bu Yüce Allah'tan gelen davetti. Yüceler yücesi olan Allah, en sevdiğini davet ediyordu. Hiçbir insana nasip olmayacak en şerefli mekâna.
 
Efendimiz'in (s.a.v.) bu yolculuğuna İsra-Miraç yolculuğu adını veriyoruz. İsra; Mekke ile Kudüs arasındaki yolculuğa, Miraç ise Kudüs'ten göklere olan yolculuğa denilmiştir.
 
Yolculuk nasıl gerçekleşti?
 
Hz. Peygamberimiz'e (s.a.v.) Mekke'de - evinde veya Kâbe'nin yanında uzanmışken- Cebrail gelir. Burak adıyla bir binit getirmiştir. Peygamberimiz'e (s.a.v.) buna binmesi emredilir. Emir Yüce Rab'dendir. Efendimiz (s.a.v.) buna biner ve Kudüs'e kadar getirilir.
 
Miraç sadece ruhla mı?..
 
Hiç şüphesiz Miraç'ı önemli kılan hadise Peygamberimiz'in (s.a.v.) bütün vücuduyla alınıp götürülmesidir. Yoksa rüya âleminde veya ruh düşüncedünyasında böyle bir hadise yaşasaydı bunun hiçbir önemi olmazdı.
 
Miraç'ın en büyük mucizelerinden biri olması Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bütün vücuduyla bu yolculuğa çıkmış olmasıdır. Bu nedenledir ki Miraç'ı sadece ruhi bir yolculuk olarak görenlerin hiçbir haklılığı ve tutar tarafı yoktur.
 
Orada neler oldu?
 
Kudüs'e gelen Hz. Peygamber (s.a.v.), orada Peygamberlerin ruhaniyetlerine imamlık yaptı. Namaz kıldırdı. Sonradan da göğe yükselmeye başladı. Yedi kat gök tabakalarını geçti. Her tabakada yer alan Peygamberlerle görüştü.
 
Orada Hz. Adem, Hz. Yahya, Hz.İsa, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim ile karşılaştı. Onlarla sohbet etti.
 
Oradan 'Sidretü'l Münteha'ya çıkarıldı. Sidretü'l Münteha, yaratılmış olanların girebileceği son sınırdır. Ötesi yoktur. Kapalıdır. Cebrail burada Hz. Peygamber'e (s.a.v.) şöyle der: "Ey Allah'ın Peygamberi. Buradan öteye yalnız gideceksin."
 
Efendimiz, "neden yalnız gideceğim" diye sorunca Cebrail şu cevabı verdi: "Yüce Allah bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam yanarım."
 
Buradan sonrasında Hz. Peygamber (s.a.v.) tek başına yolculuğa devam etmiştir. "Orada beni bir nur bürüdü" buyurur. Sonra Allah (c.c.) ona vahiy edeceğini vahyetti.
 
Miraç'ı anlatan ayetler
 
Necm Suresi bu anı şöyle anlatıyor:
 
"- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı.
 
- O, arzusuna göre de konuşmaz.
 
- O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.
 
- Çünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) öğretti.
- Ve üstün yaratılışlı (melek) doğruldu.
- Kendisi en yüksek ufukta iken.
- Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, (yere doğru) sarktı.
- O kadar ki (birbirine) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
- Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.
- (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
- Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?
- And olsun onu, önceden bir defa daha görmüştü.
- Sidretül Münteha'nın yanında.
- Cennetül-Me'vva da onun yanındadır.
- Sidreyi kaplayan kaplamıştı.
- Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.
- And olsun o Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü. " (Necm Suresi, 1-18)
 
 
Miraç'ın en büyük müjdesi
 
Miraç'ta Hz. Peygamber'e (s.a.v.) üç önemli hediye verildi. Bunlar şu şekildedir:
 
1- Beş vakit namaz emri
2- Bakara Suresinin Sonu
3- Şirke girmemiş olan Müslümanların en sonunda mutlaka cennete girecekleri müjdesi.
 
Miraç'tan bir manzara
 
Efendimiz şöyle buyuruyor: O gece (Miraç gecesi) Abdurrahman bin Avf'ı gördüm. Cennette, oturduğu yerde emekleyerek gidiyordu. Ona dedim ki:
 
- Niçin bu kadar ağır geliyorsun. Dedi ki; Ey Allah'ın Elçisi! Malımın hesabı dolayısıyla. Çocukları bile ihtiyarlatacak, saçlarını beyazlatacak kadar sıkıntılar geçirdim. Öyle ki bir daha sizi göremeyeceğimi sandım."
 
Abdurrahman bin Avf (r.a.) sahabenin ileri gelenlerindendi. Cennetle müjdelenen on kişiden biriydi. Ve son derece zengindi.
 
Bu hadis sermaye düşmanlığı anlamı taşımaz. Veya bu hadis zengin olmayı da eleştirmiyor. Ama zenginlerin ne kadar hassas olmaları gerektiğini belirtiyor.
 
Hz. Resul'ün (s.a.v.) kaderi (geleceği tespit eden) yazan kalemlerin gıcırtısını duyduğu yerden getirdiği bu manzaralar son derece ders vericidir.
 
Anlamak isteyene
 
Peygamberimiz'in (s.a.v.) rüyası!
 
Efendimizin bir gün anlattığı şu rüya, hayatımızın yeniden tasarlanmasında bize ders verecek mahiyettedir.
 
"Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdestler gelip, onu içindeki zor durumdan kurtardı. Birini gördüm, kabri onu sıkıyordu. Kıldığı namazlar gelip, onu kabir azabından kurtardı. Birine şeytan musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu kurtardı. Birinin susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi. Birini zulmet sarmıştı. Yaptığı hac gelip karanlıktan çıkardı. Birine ölüm meleği gelmişti. Ana babasına yaptığı iyilikler ölümüne engel oldu, geciktirdi. Birini Müslümanlarla konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti, onlarla konuştu. Peygamberinin yanına gitmek isteyen birine engel oluyorlardı.
 
Aldığı gusül, onu alıp yanıma getirdi. Ateşten korunmak isteyen birisine sadakası gelip ateşe perde oldu. Birini zebaniler alıp cehenneme götürürken, yaptığı emr-i maruf ve nehy-i münker gelip kurtardı. Biri cehennem ateşine atılmıştı. Allah korkusu ile döktüğü gözyaşları gelip oradan kurtardı. Birine amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip defterini sağına aldı. Sevapları hafif gelen birine, kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı. Cehennemin kenarında, korkudan titreyen birine, Allah-ü Teala'ya olan hüsnü zannı gelince, titremesi durdu. Sırattan zorla geçen biri, cennete geldi, fakat kapılar kapalıydı. Kelime-i Şehadet'i gelip, onu cennete koydu."
 
 
Babaya vefa
 
Bugün 23 Mayıs. Benim için özel bir tarih.
 
1929'da doğdu. Adı Haydar Hoca idi. Doğmadan önce ninem Hz. Ali'yi rüyada görmüş. Onun için bu ismi vermiş dedem, babama. İki dedem de müftüydü. Babam Güneydoğu medreselerinde okudu. Kuru ekmeği azık olarak aldığı yıllardı. O dönemde çağdaşları arasında ilmiyle sıyrıldı. Dört mezhebi karşılaştırmalı bilirdi. Arapça ilmini ve dilbilgisini, Arap alimlerine öğretecek kadar iyi bilirdi. Mütevazı, yumuşak ahlaklıydı. İslam Hukukuna, tefsire, Hadis ilmine, feraiz gibi özel ilgi alanlarına tam vakıftı. Bütün mezhepleri, metodolojisiyle bilirdi. Sorulmadıkça konuşmazdı. Görünmekten hoşlanmazdı. Öne çıkmayı hiç istemedi. Kız evladını, biz erkek evlatlarından daha çok severdi. Teheccüt namazını kaçırdığını hiç bilmem. Bütün hayatı Efendimize odaklıydı. Hz. Peygamber'i sevgi üstü bir sevgiyle severdi. Zamanının bazı idarecilerine hiç boyun eğmedi. Başörtüsü gibi sıkıntılı konularda din neyi emrediyorsa açıkça vaazlarında söyledi. Takibata uğradı. İzmir'de yargılandı. Siirt Müftüsü iken sürgün yedi. Hiç umursamadı. Kavga da etmedi. Huyu kavgaya engeldi. Allah'a havale etmeyi yeğlerdi. Ona eziyet edenlerin hepsi -istisnasız hepsi- hayatlarında çok zarar gördüler. Ama beddua hiç etmedi. Hz. Peygamber'in hadislerini derleyen Sünen-i İbni Mace'yi yazmak için yıllarca teheccüt vaktinden sonra daktilonun başına geçti. On ciltlik muhteşem bir eser ortaya koydu. Biz şimdi onun bu eserini Arapçaya çevirtip İslam ve Arap âleminin bilgi dağarcığına sunacağız. Bu konuda bize ulaşan birçok Arap alimi bizden bunu istedi. İnşallah bunu gerçekleştiririz.
Sırayla Siirt, Uşak, Afyon ve İzmir İl Müftüsü olarak görev yaptı. En son Medine'de vefat ettiğinde Diyanet'te Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesiydi. Birçok eser yazdı:
 
1- Peygamberimizin hadislerini derleyen İbni Mace'yi tercüme etti ve yorumladı. Kitabın adını Sünen-i İbni Mace Terceme ve şerhi koydu. Kitap 10 cilt halinde yayınlandı.
 
2- Şafii ilmihalini yazdı.
3- İslam Hukuk Tarihi'ni (Muhammed Hudari) tercüme etti.
4- Bakara ve Al-i İmran surelerini tefsir etti. (2 cilt olacak. Henüz basılmadı)
5- Ashabdan öğütler, Muta Nikâhı, Nereye Gidiyoruz, Cennete Girmek için Hz.Muhammed'e İman Şart gibi eserler yazdı.
Nihayet 23 Mayıs 1995'te Medine Havaalanı'nda vefat etti. Çok sevdiği, çok çok sevdiği Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yakınlarına gömüldü. Mezarı Medine'deki Cennetül Baki'de. Hz. Osman'ın yanı başındadır.
 
Rahmetli babamın vefatı yıldönümü bugüne denk geldi. Sizden bir Fatiha istemek için yazdım.
 
Bugün bir şeyler yapabiliyorsam, onun bana kazandırdığı aşkla yapıyorum. Biliyorum, bütün bir ömür secdeye kapansam, onun kıldığı bir rekâtlik manevi hazza ulaşamamam. Dediklerim abartı değil, hakikaten aynen böyleydi. Çünkü oğullar babalarının ulaştığına hiç ulaşamıyor.
 
Sonradan gelenler, önce geçenleri hep aratacak. Ve hep arayacak..
 
NOT: Soma'da hayatını yitiren kardeşlerimize bir dua, geride kalanlara bir teselli olsun diye Miraç Kandili programımızı pazar akşamı saat 20.00'den itibaren ATV'den canlı olarak SOMA'dan yayınlayacağız.
 
Bütün kardeşlerimizi, dualarını Yasin ve Hatimlerini Soma'ya ve diğer şehitlere bekliyoruz. Ekran başında olalım.
 
Soma'ya yakın bölgede oturan kardeşlerimizi de Soma'ya bekliyoruz.