26 Eylül 2015 Cumartesi

Hekimoğlu İsmail - Artık dualarımız değişmeli…

Hekimoğlu İsmail - Artık dualarımız değişmeli…


Hekimoğlu İsmail
AİLE-SAĞLIK

Artık dualarımız değişmeli…


İslamiyet âleme rahmettir; her şey bu rahmet içindedir. Ancak iman, amel ile takviye edilmezse her an bir tehlike söz konusu demektir.

İman, sevdiğin şeyi kurban etmektir. Sevdiğimiz; para olur, mevki olur, alışkanlıklar olur. Mesela Musa (as), “İnek kesiniz.” dediğinde aslında Mısırlıların taptığı bir mabud kesiliyordu. İbrahim (as), elinde bıçak çok sevdiği oğlu İsmail'i kurban edecekken; Allah, “İmtihanı kazandın ey İbrahim” deyip ona bir koç gönderdi. Peygamber, oğlunu değil, koçu kurban etti.

İşte zekât verip kurban kesen de “sevdiğini vermiş” olur. Peygamberlerin yaptıkları bir talimdir, egzersizdir, örnektir. Çünkü Allah'ı sevmenin alameti O'na itaat etmektir.

Mesela diğerkâmlık başkalarına yardımcı olmaktır, bu yönüyle ibadettir. İbadet, insanın imanını, itikadını güçlendirir, başkalarına karşı sorumluluk duygusunu geliştirir ve insanı güvenilir kılar. İnsan sevdiği mallarını Allah için, İslam için sarf ederse imanındaki samimiyeti anlaşılır.

Kurban Bayramı'nda paramızla kurban aldık, kesip dağıttık; hem iktisadi hem sosyal bir harekettir; hayatımızı tanzim eden bir hareket… Aynı zamanda bir diğerkâmlık örneğidir, çünkü insan parasına, malına sahip çıkmak ister. Diğer taraftan köylü hayvan besledi, şehirli aldı kesti. Köylü para kazandı, fakir et yedi, zengin sevap kazandı. Şimdi fakir olan İslam ülkelerine kurban gönderiliyor, milletler arası kardeşlik kuvvetlendiriliyor. Kâr içinde kâr…

Bugün pek çok insan kötü alışkanlıklarının kurbanı oluyor. Bunun için ‘kurban' kelimesini biraz daha genişletelim; mesela, “Allah'ım, bu Kurban Bayramı'nda kötü alışkanlıklarımı kurban ediyorum kabul buyur...” deyip, tövbe, istiğfar ederek günahlarımızı da kurban edelim. ‘İslamiyet itaattir' sırrınca, İbrahim(as)'ın Allah'a itaat ettiği gibi biz de itaat edelim; “Oruç tut!”, “Baş üstüne!”; “Kurban kes!”, “Baş üstüne!”...

Nasıl ki milli bayramlar askeri zaferlerin bayramıysa dini bayramlar da şeytana galip gelmenin bayramlarıdır. Mesela Ramazan'da nefsimizle savaştık, nefsimize karşı zafer kazandık. Ramazan bayramı geldi geçti; kurbanla beraber, tevbe istiğfar edip, günahlarını kurban eden adam o haramı kurban etti; işte bu, şeytana karşı kazanılmış galibiyettir. Çünkü tövbeyle sildiğimiz her günah, şeytana karşı bir zaferdir. O zaman Kurban Bayramı olur, şeytanın şerrinden kurtulma bayramı; bu bayramlar Allah'a itaat etmenin bayramları.

Bugün meziyetlerin rezaletlere kurban edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Esir Müslümanlar, birbiriyle savaşan Müslümanlar, geri kalmış İslam ülkeleri, İslam ülkelerinde insan haklarına hasret kalanlar… Müslüman olarak Kurban Bayramı'nı kutluyoruz!..

Şahsi menfaatine başkasının menfaatini kurban edenler; şahsi zevkleri için başkalarını ağlatanlar; sevapları haramlara kurban edenler, bunların hepsi medeni asrın çirkin görüntüleri…

Artık dualarımız değişmeli. Seccadeyle tezgâhın, okulla caminin, Müslüman'la İslamiyet'in bütünleşmesi ve Allah diyenlerin, Allah'ın Kitabı'nı öğrenmesi için dua etmeliyiz.

Coğrafi bakımdan zengin ülkemizde fakir yaşamamak için; ilimle, teknikle ve İslam ahlakıyla süper güç olmak için dua etmeliyiz.

Artık dil ile yapılan duaların yanına fiili duaları eklemenin zamanıdır.

Tembellikle, cehaletle, beceriksizlikle hiçbir yere varılamayacağını bilmenin zamanıdır.

Bayramları bayram yapan Allah'a itaattir; “İmtihanı kazandın ey İbrahim!” müjdesinin peşine düşme zamanıdır.
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder