19 Ekim 2015 Pazartesi

Defterler havada uçuşurken

Defterler havada uçuşurken

 
Hüseyin Gültekin - [İslami Hayat]

h.gultekin@meydangazetesi.com.tr
16 Ekim 2015, 01:56

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” (Kâf, 50/17-18)

Kul, günah işlediğinde, soldaki melek bunu derhal kaydetmek ister. Sağdaki melek vaziyete müdahale ederek ona, biraz daha beklemesini, belki tevbe edip pişman olacağını, belki bir sevap işleyip günahını örteceğini söyler.

“İşledikleri her şey kitaplarda mevcuttur. Küçük-büyük hepsi satır satır (O kitapta) yazılmıştır.” (Kamer, 54/52-53) ayetleri de bu defterlerin varlığını ispat etmektedir.

Herkes işlediğini, zerre zerre ahirette görecektir. “Artık kim zerre ağırlığınca iyilik yapmışsa onu görür ve kim zerre ağırlığınca kötülük yapmışsa onu görür.” (Zilzal, 99/7-9)

GİZLİ-AÇIK HER ŞEY BİLİNMEKTE


Ve o gün bazıları defterini sağdan alıp sevinir; bazıları da soldan alır üzülür. Kur’an, ahirete ait bu tasa ve sevinç tablosunu bize şöyle anlatır: “Kitabı sağından verilen: ‘Alın, kitabımı okuyun’ der. ‘Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim (bilmiştim) zaten.’ Artık o, memnun edici bir hayat içindedir. Yüksek bir bahçedeki devşirmesi kolay (meyvelere yakın). Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yiyin-için! Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: ‘Keşke bana kitabım verilmeseydi.” (Hâkka, 69/19-20)

Kimisi elindeki defteriyle iki büklüm kaçacak yer aramakta kimisi de yollara dökülmüş önüne gelene defterini okutmakta ve bu son manzara melekler tarafından da memnunlukla seyredilmekte. Melekleşmiş insanın sevincini seyretme onları da sevindirmekte..

Gizli-açık her şeyi Cenâb-ı Hak bilmektedir fakat mizanda bize lehte veya aleyhte şehadet etsin diye amellerimizi, meleklerine kaydettirmektedir. Beratımıza veya mahkûmiyetimize amellerimizin yazıldığı bu defterlerin şehadetiyle hüküm verilecektir.

İlk Vahiy

 
  •  Bir mağaraya tefekkür ve inziva için kısa süreli çekilmenin İsmailoğullarında eskiden beri devam edegelen bir gelenek olduğunu…


  • Efendimizin (sas), peygamberlik gelmeden önce de Hira’da belli aralıklarla inzivaya çekildiğini…


  • İlk vahyin 6 Ağustos 610 Pazartesi günü geldiğini...


  • İlk vahiy olan Alâk Suresinin ilk 5 ayetinden sonra ikinci gelen vahyin Kalem Suresinin ilk dört ayeti olduğunu…


  • Resulullah’a bir keresinde deve üzerinde iken vahy geldiğini ve oluşan ağırlığın etkisiyle devenin bacaklarının neredeyse kırılacak hale geldiğini…


  • Nübüvvetin ilk üç yılında İsrafil Aleyhisselam’ın, Efendimizin eğitimiyle görevlendirildiğini…


  • İlk vahiy kâtibinin Mekke döneminde Şurahbil bin Hasene el Kindî olduğunu...  biliyor musunuz?
 
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder