27 Ağustos 2014 Çarşamba

Ahmed Şahin - Geçmişin hizmet insanı Maruf’tan düşündüren örnekler

Ahmed Şahin - Geçmişin hizmet insanı Maruf’tan düşündüren örnekler



AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmed Şahin

Geçmişin hizmet insanı Maruf’tan düşündüren örnekler

 
Bağdad’ın ikinci asırdaki hizmet insanı olarak bilinen meşhur veli ve mutasavvıfı Maruf-u Kerhi, İslam’a hizmeti, nasıl bir feragat ve fedakarlığı göze alarak yapıyor bir görelim isterseniz.
 
Diyor ki:
 
- Hayatımızı İslam’ı yaşamaya ve yaşatmaya öylesine vakfetmeliyiz ki, bu sırada dünyamızı kaybetsek üzülmemeli, kazansak da sevinmemeliyiz! Çünkü diyor: Bu hayatın hedefi, dünyayı değil ahireti kazanmaktır! Ahiretini kazanan ise her şeyini kazanmış hiçbir şeyini kaybetmemiş demektir. Kaybeden ise her şeyini kaybetmiş, hiçbir şeyini kazanmamış demektir!.
 
 
Evet, ikinci hicret asrı alim ve arifi Maruf-u Kerhi Hazretleri, hayatı böyle anlıyor, böyle değerlendiriyor. İslam’a hizmet için dünyasını dahi feda etmeyi göze almak gerektiğini tereddüt etmeden söylerken çünkü diyor:
 
 
- Bu hayatın hedefi dünyayı değil ahireti kazanmaktır. Ahiretini kazanan her şeyini kazanmış demektir, kaybeden ise her şeyini kaybetmiş, hiçbir şeyini kazanmamış demektir!  
 
 
Kim bu anlayışın yanlış olduğunu söyleyebilir?
 
 
İslam’ı dille anlatma hizmetinden önce halle yaşamak gerektiğine de dikkat çeken Maruf Hazretleri, bu halle yaşayarak hizmet etme yolunu da niyetteki ihlasla tarif ederek şöyle diyor:
 
 
-Bir kul halis niyetiyle hizmete yönelirse, Allah da ona halle örnek olma hizmeti nasip eder, dilinden önce hali konuşup hizmet eder! Zaten insanı kurtaran da diliyle anlatma değil, haliyle yaşama hizmetidir!
 
 
Hizmet hayatı boyunca maruz kaldığı zorlukları nasıl bir sabır ve teslimiyetle yendiğini anlatırken de şunları söyler büyük Veli:
 
 
-Hizmet sırasında öylesine bir tevekkül ve teslimiyet içinde olun ki, bütün dayanağınız yalnız Allah (cc) olsun, başka kimseden destek aramaya gerek duymaz hale gelin hizmet hayatınız boyunca!.
Bir adam Maruf’un bu türlü İslami hassasiyetlerini görünce merak ederek der ki:
 
 
- Senin böylesine hassas yaşayışın ahirette hesap verememe korkundan mıdır?  Hayır, der. Kabir azabı korkundan mıdır? Yine hayır, der. Öyleyse cehennem azabı korkundandır, deyince Mâruf Hazretleri şu karşılığı verir:
 
 
-”Bu saydıkların nedir ki? Benim bütün hassasiyetim, bu saydıklarının tümünü de tasarrufunda tutan Rabb’imin rızasını kazanmak niyetimdendir. Zira O razı olduktan sonra bu saydıklarının hepsinden de korur ve kurtarır kulunu. Yeter ki kul, önce Rabb’inin rızasını kazanmayı hedef almış olsun!.
 
 
Bir asra yakın hizmet hayatı boyunca ne kadar mal ve servet edinmişti Maruf Hazretleri acaba?  Bunu yetiştirdiği meşhur talebesi Seriyyüs’sakati’ye son andaki vasiyetinden anlamak mümkündür. Vasiyetinde bakın ne diyor:
 
 
- Vefatımın vaki olduğu anda hemen gömleğimi çıkarıp bir yoksula verin, dünyaya nasıl çıplak geldi isem ahirete de öyle gitmek istiyorum, hesabını vermek zorunda kalacağım dünya malı bulunmasın üzerimde, diye düşünüyorum!.
 
 
Bağdat’ın bu büyük hizmet insanı mükellef sofralarda yemek yeme imkanı bulamazdı. Bir gün yol kenarında oturmuş elindeki ekmeği yerken karşısına dikilip bakmaya başlayan aç köpeği görünce tek başına yemekten utanır, bir ucundan kendi ısırır, öteki ucunu da gözünü dikmiş bekleyen köpeğe uzatır, ekmeği birlikte yemeye başlarlar. Bu sırada uzaktan durumu gören bir adam:
 
 
Utanmıyor musun elindeki ekmeği köpekle birlikte yemeye, der? Maruf:
 
 
-Utanmaz olur muyum der, utandığımdan dolayı tek başıma yiyemedim de onunla birlikte yemeye başladım. Maruf şöyle sorar:
 
 
-Sen olsan utanmaz mıydın aç kalan bir köpek karşısında iştiha ile karnını doyururken onun açlığına ilgisiz kalmaktan?
 
 
Bu soruya verecek cevap bulamayan adam uzaklaşırken söylendiği duyulur: Meczubun teki, ne olacak?             
 
 
Bu adamın ‘meczubun teki’ diye tarif ettiği hizmet insanı Maruf hazretlerini İslam alimleri de, “Ölümünden sonra tasarrufu devam eden büyük velilerden biridir hazreti Maruf.” diye tespit ederler.        
 
 
Demek büyükler hakkında suizanla bakan avamın tarifi öyle, hüsnüzanla bakanın alimlerin tespiti de böyle oluyor tarih boyunca. İşte sana çözmen gereken bir imtihan sırrı daha?
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder