Nörobilimci Mohamed Ghilan, Kur’an-ı Kerim’i ezberlemek ile düşüncenin gelişimi ve bilimsel keşif arasında bir bağ buldu.
Nörobilimci Mohamed Ghilan, İslam’ın altın çağında Müslümanlar tarafından benzersiz bilimsel keşif ve ilerlemenin sebebini araştırdığında, Kur’an-ı Kerim’i ezberlemek ile düşüncenin gelişimi ve bilimsel keşif arasında bir bağ buldu.
ÖĞRENME VE HAFIZA KAPASİTESİNİ DAHA VERİMLİ HALE GETİRİYOR
Risale Haber’den Ömer Çiftçi’nin haberine göre, Ghilan, uzun süren araştırmalarının sonucu olarak şu bulguya ulaştı; Kur’an-ı Kerim’i öğrenirken, dinleme ve telaffuza dikkat etmek bellek konsolidasyon merkezi olan temporal lobu doğrudan uyarıyor. Temporal Lob, beynimizin kulaklara yakın tarafında bulunan bölümüdür. Beynimizdeki bu bölüm konuşma merkezidir. Bunun haricinde insanların yüzlerini de yine bu beyin bölümü vesilesi ile hatırlarız.
Ghilan’ın araştırmasına göre Kur’an-ı Kerim’i ezberlediğimizde temporal lobun öğrenme ve hafıza kapasitesi iyi ve daha verimli hale gelir.
Ghilan’ın ortaya çıkardığı bu bulgular, Ortaçağ İslam coğrafyasının, henüz dünya karanlık çağı yaşarken bilim ve teknolojide ileri gitmesinin sebebini açıklıyor.
MÜSLÜMANLAR KUR’AN’DAN AYRILMASAYDI AY’A SEYAHATİ 1400’LÜ YILLARDA GÖREBİLİRDİK
Daha önce bilim tarihi konusunda uzman olan gayr-i Müslim bir profesör de; “Eğer Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’in yolundan ayrılmasaydı Ay’a seyahati 1400’lü yıllarda görebilirdik” açıklamasını yapmıştı.
Muhammed Ghilan da bu sözden hareketle Ortaçağ İslam Dünyası üzerine uzun araştırmalara koyulmuş. Gerçekten de bu dönemden sonra Müslümanların Kur’an-ı Kerim’in yolunu terk etmeye başlaması üzerine sürekli olarak geriye gittiğini görmesi uzun sürmemiş. Ghilan, İbn Rüşd ve İbn Sina gibi Geleneksel Müslüman Alimler’in biyografilerini okuyordu. Dönemi enine boyuna araştıran Ghilan, o dönem bilim ve teknoloji alanında eğitimler almak isteyen Müslümanlara ilk olarak Kur’an-ı Kerim’in okutulduğunu da fark etmiş.
BELLEK KAPASİTELERİ BİR HAYLİ ARTIYOR
Müslüman Alimlerin Kur’an-ı Kerim eğitimi sürecinde bellek kapasitelerinin bir hayli arttığı ve her seferinde Kur’an-ı Kerim’den daha büyük pasajlar ezberlemek suretiyle temporal lobun sürekli çalışır halde kaldığını fark eden Ghilan, bu nedenle dönemin Müslüman alimlerinin kolaylıkla bilim ve teknoloji konusunda gelişebildiğini söylüyor.
DİĞER KONULARIN KOLAYLIKLA ÖĞRENMEYE VESİLE OLUYOR
Ghilan, Kur’ân-ı Kerim’in ezberlenmesi esnasında parietal lobların da oldukça yoğun bir şekilde angaje edildiğini açıkladı. Sol parietal lob okuma, yazma gibi işlevlerin yanı sıra sayılar ve matematikten sorumluyken, sağ parietal lob konuşmaları ve telaffuzları yönetiyor. Paritel Lob’un ön kısmı, el yazısı sırasında aktif olan dokunma ayrımcılığının ve tanımanın duyusundan sorumlu iken, Arka kısım dikkatin üzerinde önemli bir rol oynuyor.
Kur’an-ı Kerim’in böyle hayati bir bölümü uyarması ve geliştirmesi, dönemin Müslüman bilim insanlarının diğer konuları kolaylıkla öğrenebilmesine ve uygulayabilmesine vesile olmuş.
İslamic Post Online’da yer alan bilgilere göre, bütün bunlara ek olarak, Kur’ân-ı Kerim’de yer alan kişilerin ve yerlerin tasvirleri, zihinsel imgelem üretmeye yardımcı olan oksipital lobları harekete geçirir. Bu beyin bölgesi de görsel algı için önemlidir.
Beynin pek çok noktasının aynı anda harekete geçiren Kur’an-ı Kerim’in bu mucizesinden kopan Müslümanlar, aradan geçen 600 yıl boyunca daimi olarak geriye gitmeye mahkum kaldılar.
Kaynak: yeniakit

http://www.islamveihsan.com/kuran-okumanin-beyin-uzerindeki-sasirtan-etkisi.html