26 Temmuz 2014 Cumartesi

Hekimoğlu İsmail - Farklı bir hareket…

Hekimoğlu İsmail - Farklı bir hareket…



Hekimoğlu İsmail
 

Farklı bir hareket…

 
 
Nasıl ki insanın midesinde ülseri olsa, başı, sırtı ağrır, bazen ayakları tutmaz olur, sinir buhranlarına düşerse... 
 
 
Aynı şekilde, yedi milyonluk İsrail’in, milyarca Müslüman’ın gözü önünde, Filistinli Müslümanlara işkence etmesi, Müslümanların yüzlerce derdi olduğunu gösterir.
 
 
İsrail deyince, aklımıza Yahudiler gelir. Dünyanın dört bir bucağında Yahudi vardır. Bir bakıma vatansız yaşamış gibiler. 1948’de İsrail Devleti’ni kurdular. İsrail’in gücü nereden geliyor? İslam birliğinin temin edilmemesi, İsrail’den korkan İslam ülkelerinin bol bol silah alması için, başta Amerika olmak üzere, Avrupa ülkelerinin pek çoğu ona sahip çıkıyor. Yahudilerin tamamı okul sıralarından geçmiştir. Ekserisi dil bilir. Kendi aralarında güven vardır. Kurdukları mason, lions, rotary kulüpleriyle sosyal dayanışmayı artırdılar. Kolejler, haber merkezleri (ajanslar), televizyon istasyonları ve benzeri neşriyatlarla dünya kültürüne yön verdiler. Paraya gerek kalmadan ithalat ihracatı ellerinde tuttular. İflas eden Yahudi’ye mutlaka el attılar. Diplomalarıyla paralarıyla, makamlarıyla, sadece kendilerine değil, birbirlerine de hizmet ettiler. Yahudilerin bütünü, İsrail’e yardım etti ve etmekte... Tarıma uyguladıkları yüksek teknolojiyle pamuk, turfanda sebze, narenciye, sebze tohumu, tavuk ve yumurta ihraç ediyorlar. Elektronik, petrokimya ve uçak sanayisine sahipler. İhracatın yüzde 85’i sanayi malı. En önemlisi de millet olmanın şuuru içinde birbirlerine maddeten ve manen güveniyorlar. Birbirlerini destekliyorlar, sahip çıkıyorlar.
 
 
Mesela yıllar önce yaşadığım bir hatıramı anlatayım. Kunduracı arkadaşlar ziyaretime geldi, “Bizim köseleciler pahalı satıyor, bu yüzden Yahudilerden mal alıyoruz, buna bir çare bulun.” dediler. Ben de kalktım bir kösele tüccarının yanına gittim, geliş sebebimi anlattım, adam sevindi, beni oturtup anlatmaya başladı, “Kardeşim, İtalya’dan kösele getirtecek olsam, kalkıp da oraya gidiyorum, tercüman, otel, araba... Sonra malları ihracatçıya vermek vesaire derken, neticede ben Yahudi’den pahalı satıyorum fakat az kazanıyorum. Çünkü Yahudi telefonu kaldırıyor, “Salamon, ben Mişon, yaz: Şu kadar kösele, şu kadar vidala, şu kadar sahtiyan”. Tamam, bütün malları eksiksiz gelir. Mişon da oradan bir şey ister, bu gönderir ve borcunu hiç aksatmaz... Onlarla nasıl rekabet edelim? Onların fiyatına satmaya kaktığımız gün, piyasadan siliniriz. Bu bakımdan arkadaşlarımız iki kuruş fazla almamıza bakmasınlar, bizden alsınlar.”
 
 
Bu acı gerçek içime kezzap gibi oturmuştu. Salamon ile Mişon doğru, bizimkiler eğri. Müslümanların malı olan doğruluk, bize küsmüş, Yahudi pazarlarında müşteri arayıp bulmuş. İslam düşmanları dahi, hayat haklarını İslam esaslarından alacaktır ve alıyor da. Düşmanları dahi, onun esaslarını yaşadıkça güçleniyor! Banka defterinde yazıyor, “Her türlü hizmetlerimizde; güvence, gizlilik, kolaylık ve doğruluk ilkelerini benimseriz.” Bu prensiplere her Müslüman sahip olmalıydı. Hakk’a inananlar hak yememeliydi. Her Müslüman’a güvenilmeli, her Müslüman sır taşıyabilmeli, her Müslüman kolaylık göstermeli ve doğru olmalıydı.
 
 
Bunları anlatınca bir arkadaş dedi ki, “Peki ağabey ne yapacağız?” “Ne yapacağız değil, evvela ben ne yapacağım? Bence “farklı hareket” etmeye çalışmalı.
 
 
Bugüne kadarki hayatımızdan daha farklı... Ailemizden, milletimizden daha farklı... Dünden farklı, alışkanlıklarımızdan farklı, arkadaşımızdan farklı… İnsanların peşine takılıp giden, bukalemun gibi mekanın rengine uyan değil, İslami prensiplerle hareket eden biri olma yolunda… Bir adım atılsa… Farklı bir hareket. Herkes bugüne kadarki hayatından farklı bir hal alsa, farklı bir millet ortaya çıkacak, dertlerimiz biraz daha azalacak…
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder