15 Temmuz 2016 Cuma

Cemil Tokpınar - İslam’da mut’a yoktur!

Cemil Tokpınar - İslam’da mut’a yoktur!

 
Cemil Tokpınar

c.tokpinar@meydangazetesi.com.tr
15 Temmuz 2016, 08:00


Zinanın her çeşidini yasaklayan dinimiz, cinsel birliktelik için evlenmeyi şart koşmuştur. Evlilik cinsel ihtiyaçları karşılamakla birlikte hem eşler arasında birçok paylaşımlara vesile olur, hem de sağlıklı ve eğitimli nesiller yetişmesini sağlar. Evlilik için de belirli şartlar koyan dinimiz, neticede karşılıklı haklara dikkat çeker, görev ve sorumluluklar yükler.

Mut’a ise, maddî bir menfaat (para ve mal) karşılığında belirli bir süre için (birkaç saatten birkaç yıla kadar) cinsel birlikteliktir ki, hiçbir hak ve sorumluluk doğurmaz, aksine, birçok sakıncaları beraberinde getirir. Bu bakımdan paralı fuhuştan ve zinadan hiçbir farkı yoktur. Gayr-i meşru bir ilişkiye “mut’a nikâhı” kılıfını geçirmek, o işi helal ve caiz hâle getirmez.

İslam’ın ilk yıllarında belirli şartlarda caiz görülen mut’a, daha sonra bizzat Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ifadesiyle ebedî olarak yasaklanmıştır.

Mut’ayı yasaklayan hadîs

Mut’ayı kesinlikle ve ebedî olarak yasaklayan hadis, Rabî bin Sebra el-Cühenî'nin rivayet ettiği hadistir. Hadis-i şerifi rivayet eden Rabî’nin babası Sebra (r.a.), Mekke fethinde Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber bulunmuş, mut'a nikâhı için verilen izinden istifade etmiş, böyle bir nikâh içinde yaşarken Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işitmiştir:

"Ey insanlar! Sizin, kadınlardan mut'a nikâhı ile faydalanmanıza izin vermiştim. Biliniz ki Allah Teâlâ bunu, kıyamet gününe kadar haram kılmıştır, kimin yanında böyle bir kadın varsa bıraksın, onlara verdiğiniz mehirlerden hiçbir kısmını da geri almayın." (Müslim, Nikah, 16/20)

Görüldüğü gibi, zaman ve üslup bakımından anlıyoruz ki, bu hadis mut’a konusundaki en son ve en kesin hükmü belirlemektedir.

Hz. Cabir hadisinde anlatıldığı gibi, bazı sahabelerin Hz. Ömer (r.a.) dönemine kadar mut’a yapmaları çelişki gibi gözükebilir. Bu probleme dikkat çeken fıkıh âlimleri, bazı sahabelerin o zamana kadar ebediyen yasaklayan hadisi duymadıkları için böyle davranmış olabileceklerini belirtmişlerdir.

Mut’a nasıl ortaya çıktı?

Mut’ayı hâlen caiz görenlerin delil olarak kabul ettikleri hadisler, İslam’ın ilk günlerinde izin verilen olaylardır. Bunlardan birkaçı şu şekildedir:

Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) anlatıyor: Yanımızda kadınlar bulunmadan Allah Resulü ile birlikte savaşlar yapıyorduk. Allah Resulüne "Kendi cinsel gücümüzü yok edelim mi?" diye sorduk. Bizi bundan men etti, sonra da elbise vb. karşılığında, belli bir zamana kadar kadınlarla evlenmemize izin verdi. İbn Mes'ud bu hadisi naklettikten sonra "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri kendinize haram kılmayın, sınırı da aşmayın, Allah sınırı aşanları sevmez." (Mâide: 5/87) meâlindeki ayeti okudu. (Buhârî, Nikâh, 31)

Ebû Hamza anlatıyor: Abdullah İbni Abbas'a mut'a nikâhı ile kadınlardan faydalanmayı sordum, buna izin ve ruhsat verildiğini bildirdi. Bir hizmetçisi kendisine: "Bu sıkıntılı hallerde, kadının az olduğu durumlarda ve benzerlerinde söz konusu olsa gerek, değil mi?" diye sorunca İbni Abbas "Evet öyledir" cevabını verdi.

Hz. Câbir (r.a.) konuyla ilgili şu hadisi rivayet etmektedir:

Hz. Peygamber (s.a.v.), Ebû Bekir zamanları ile Ömer'in hilâfetinin ilk zamanlarında, bir avuç hurma yahut un karşılığında, birkaç günlüğüne mut'a evliliği yapardık, nihayet Ömer bize bunu yasakladı. (Müslim, Nikah, 16/16)

Mut’anın varlığını anlatan bu hadisler İslamın ilk yıllarıyla ilgilidir. Mekke’nin fethinde mut’a kesin olarak yasaklanmıştır.
 
İsim değişince gerçek değişmez

Sonuç olarak Sünnî fıkıh mezhepleri, ittifakla mut'a nikâhının caiz olmadığını ve önceki ruhsat ve izinlerin sonradan ebedî olarak kaldırıldığını belirtmişlerdir. Ancak bazı Şiîler mut’anın hâlen uygulanabileceğini iddia etmektedirler ki, bunu kabul etmek mümkün değildir.

Bediüzzaman Hazretleri, “İsimlerin değişmesiyle hakikat değişmez” demiştir. Yani yapılan bir eyleme meşru gibi görünen isimler takmakla o şey helâl olmaz, meşruluk kazanmaz. Bir tür zina olan mut’aya da “nikâh” demekle asla meşru olmaz.

İslâmiyet 23 yılda tamamlanmış ve en son şeklini almıştır. Emirler ve yasaklar, helâller ve haramlar belirli bir hikmet sürecinde yavaş yavaş şekillenmiştir. Dinî konularda en son hüküm esas alınmalıdır.

İçki, faiz, kölelikle ilgili hükümler de zaman içinde değişmiş, gelişmiş ve en son şeklini almıştır. Bir kimse nasıl ki içki yasaklanmadan önceki bazı ayetleri delil göstererek içki içemezse, mut’a kesin olarak yasaklanmadan önceki olayları bahane ederek mut’ayı savunamaz. Mut’ayı hâlâ savunmak, 14 asırdır ittifak eden fıkıh âlimlerine ve içtihatlarına hürmetsizliktir, hakarettir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder