15 Ekim 2013 Salı

Biz de Kurban Bayramı’nı böyle mi yaşıyoruz?


AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmed Şahin

 

Biz de Kurban Bayramı’nı böyle mi yaşıyoruz?

 
 
İsterseniz önce bir maneviyat büyüğünün bayram tarifine göz atalım. Bakalım bizim yaşadığımız bayram da aynı mı, gayrı mı görelim.
 
Allah dostlarından biri olan bu zat, bir yatsı namazından sonra cami avlusunda cemaate el uzatıp  ‘Bayramım mübarek olsun’ diyerek tebrikleşiyormuş.
 
 
    -Efendi demişler, bayram daha gelmedi, bekle de gelince bayramlaşalım!  Verdiği cevaba bakın:
 
 
    -Benim bayramım demiş bugün. Çünkü demiş, bugün ben günah işlemedim. Günah işlemediğim gün benim bayram günümdür!
 
 
    Demek ki gerçek bayram günü günah işlenmeyen gündür. Çünkü günah işlenen gün bayram olmaktan çıkıyor, hatta matem günü haline bile gelebiliyor.
 
 
    - Bayram günü de günah işlenir mi demeyesiniz? Asıl günahlar maalesef bayram günü işleniyor.
    Zaten öyle günahlar vardır ki; sadece bayram günlerinde işlenir o günahlar. Onlara “bayram günahları” adı verilir.  Nitekim bazı maneviyat büyükleri bayram günü işlenen günahları şöyle sıralıyorlar.
 
 
    - Bayram günü çoluk çocuğunuzu, aile fertlerinizi özel bir ilgi ile sevindirmezseniz, akraba ve komşuları ziyaret edip bayramlaşarak gönüllerini alıp sevgilerini kazanmazsanız, sahip olduğunuz imkândan ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmaz, destek vermezseniz, ulaşamadıklarınıza da bir telefonla olsun hal hatır sorup bayramlarını tebrik etmezseniz..  başka günah aramaya hiç gerek yoktur bayram günü. Bu ihmal ve ilgisizlikleriniz yeter de artar bile bayram günahları olarak size..
 
 
    -Halbuki bayramı birlikte yaşayacaktık. Bilhassa akraba, dost ve komşularımızla yeniden bir daha kucaklaşacak, gönül alacak, kalp kazanacaktık bayram günü vesilesiyle. Hatta kurbandan hisselerine düşen kurban eti haklarını da geç kalmadan hem de tam olarak dağıtma hassasiyeti gösterecektik.
 
 
    Tıpkı Aişe validemizin kurban eti dağıtımında gösterdiği dikkat ve hassasiyet gibi.
 
 
    -Nasıl mı dağıtmış Aişe validemiz kurban etini? Buyurun birlikte okuyalım et dağıtımı konusunda gösterdiği meşhur dikkat ve hassasiyeti.
 
 
    Efendimiz’in (sas) bayram sabahı Aişe validemize ilk sorusu, kurban eti dağıtımı konusunda olur:
 
 
    - Aişe, kurban etini dağıttınız mı? Tarihe geçen cevap ise şöyle gelir:
 
 
    - Hem öylesine dağıttık ki, bir buttan başka bize hiçbir bir şey kalmadı!
 
 
    Bu dağıtım şekline çok sevinen Efendimiz’in cevabı da şöyle olur:
 
 
    - Desene Aişe, bir buttan başka hepsi de bize kaldı!..
 
 
    Demek ki, kurban etinin ne kadarını konu komşuya dağıtmışsak o kadarı aslında bize kalmış, amel defterimizde kayda geçmiştir. Dağıtmadığımız ise amel defterimizde kayda geçmediğinden burada tüketilmiş, yanımızda gitmemiştir. Bundan dolayı kurban eti  dağıtırken, verdiğimiz aslında bize kalmaktadır, diye düşünmemiz gerekiyor. Bu sebeple de: ‘Ne verirsen elinle, o gider seninle’ deniyor.
 
 
     Kurban eti dağıtımında böylesine önemli teşviklerde bulunan Efendimiz (sas) Hazretleri, kurban etini komşulardan önce yememe konusunda da tarihe geçecek örnek vermiştir.
 
 
      Bir bayram sabahı erkenden pişirilen kurban etini  Efendimiz’in (sas) önüne koyup buyur ederler. Tereddütle bakar önüne konan kurban etine. Sonra da sorusunu şöyle sorar:
 
 
          - Komşularımız da şu anda kurban eti yemeye başladılar mı?
 
 
    - Hayır, derler. Henüz onlara kurban eti ulaşmadı. Herkesten önce siz tadasınız diye acele ile hazırlayıp size  sunmak istedik.
 
 
    Bunun üzerine önüne sürülen tabağı elinin ucuyla öteye iterken tarihi sözünü şöyle söyler:
 
 
    - Götürün bu eti, ne zaman komşularımızın bacasından et pişirdiklerini gösteren dumanlar yükselirse o zaman getirin. O zaman komşularımızla birlikte ben de et yiyebilirim.
 
 
    Tarihe altın harflerle yazılacak bu sözlerini şöyle tamamlar:
 
 
    -Ben komşularımın yemediğini yemem, giymediğini de giymem. Komşularından ayrı bayram yapan kimse durumuna da düşmek istemem!..  
 
 
    Demek ki İslam bizi komşu ve çevremizle varlıkta da darlıkta böylesine  ortaklaştırır.  Yani çevremizle birlikte ağlar birlikte güleriz, birlikte sevinir, birlikte üzülürüz.. bayramı da işte böyle birlikte yaşarız. Kurban kesmişsek onlara yedirmeden bizim de boğazımızdan geçmez kurban eti.
 
 
    Birlikte yaşayacağımız günahsız bayramlar dileğimle...
 
 
 

1 yorum: