7 Kasım 2014 Cuma

NİHAT HATİPOĞLU - İşte Kuran ve işte sen!

NİHAT HATİPOĞLU - İşte Kuran ve işte sen!


İşte Kuran ve işte sen!
               

İşte Kuran ve işte sen!


Kuran-ı Kerim en güzel hakemdir. Bütün hayatınızı ve hareketlerinizi Kuran terazisine koyun. Ve nasıl bir Müslüman olduğunuza karar verin. İşte size ayetler:


1- Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette bundan tiksiniriz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. Çok esirgeyicidir. (Hucurat, 12)

2- "Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, gönül bunların hepsi yaptıklarından sorumludur." (İsra, 36)

3- "İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın." (Kaf, 18)

4- "Onlar boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler." (Kasas, 55)

5- "Müminler, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler." (Müminun, 3)

6- "Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur." (En'am, 68)

7- "Kusur peşinde koşan, durmadan laf getirip götüren kimseye boyun eğme." (Kalem, 11)

8- Günah işlemekte ve düşmanlıkta birbirinize yardımcı olmayın." (Maide, 2)

9- "İnsanlardan gizler de Allah'tan gizle(ye)mezler. Halbuki geceleyin O'nun razı olmadığı sözü düzüp kurarken Allah onlarla beraber idi. (Nisa, 108)

10- "Yalan sözden kesinlikle kaçının." (Hacc, 30)

11- "Onlar harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler. İkisi arasında orta bir yol tutarlar. (Furkan, 67)

12- "Yine onlar ki Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksızca kıymazlar ve zina etmezler." (Furkan, 68)

13- (O kullar) yalan yere şahitlik yapmazlar. Boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler. (Furkan, 72)

14- "Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. (Furkan, 73)

15- "Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, işlemedikleri bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. (Ahzab, 58)

16- "Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah işler ve sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık günah yüklenmiş olur. (Nisa, 112)

17- "Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. (Maide, 54; Fetih, 29)

18- "Yoksa onlar Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için kıskanıyorlar mı?" (Nisa, 54)

19- "Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. (Hücurat, 12)

20- "Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Zira zannın bir kısmı günahtır. (Hücurat, 12)

21- "Ey iman edenler! Akitlerin gereğini yerine getirin." (Maide, 1)


Yüce Allah'ı anmanın (zikrin) faydaları

Zikir şeytanı uzaklaştırır ve gücünü kırar.
Allah'ın rıza ve hoşnutluğuna sebep olur.
Kalpten düşünce ve üzüntüyü giderir.
Yüzü ve kalbi nurlandırır.
Kişiye gelecek rızkı çoğaltır.
Allah'u Teala'nın sevgisini kazandırır. İslam'ın ruhu, dinin kaynağı, saadet ve kurtuluşun sebebi ancak sevgidir. Kim Allah'ın sevgisine erişmek isterse Allah'ı bol bol zikretmelidir.
Zikretmekle insanı ihsan derecesine ulaştıran bir hal nasip olur. İhsan derecesi, Allah'ı görüyormuş gibi ibadet yapmanın nasip olmasıdır. (İşte bu tasavvuf ehlinin erişmek istedikleri en son hedeftir.)
Zikir Allah'a yöneltir. Allah'ı zikreden insan, gitgide öyle bir hale gelir ki, her meselede Allah'u Teala, onun sığınağı, barınağı ve korunağı olur.
Allah'a yakınlık meydana getirir. Zikir ne kadar fazla yapılırsa, yakınlık o kadar artar. Zikirden ne kadar gafil kalınırsa o kadar Allah'tan uzaklaşılmış olur.

Zikir kalbe Allah'u Teala'nın heybet ve büyüklüğünü yerleştirir. Ayrıca kişi Allah'ın huzurundaymış gibi olur.
Kişinin Allah'u Teala'nın katında zikredilmesine sebep olur. Nitekim Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: "Siz Ben'i anın ki Ben de sizi anayım." (Bakara, 152) Kudsi bir hadiste ise şöyle buyurulmuştur: "Kim Ben'i gizlice zikrederse, Ben de onu gizlice zikrederim."
Zikir kalp ve ruhun gıdasıdır. Kalbe ve ruha gıda verilmemesi bedene gıda (yemek) verilmemesi gibidir.
Zikir kalbin pasını siler. Tertemiz hale getirir.
Hata ve kusurlardan insanı uzaklaştırır. Hatasının farkına vardırır.
Zikir, kişide oluşan ürkme duygusunu uzaklaştırır. Çünkü gafil insanın kalbinde Allah'a karşı bir ürkeklik bulunur. Bu hal kişiyi rabbinden uzaklaştırır. Bu hal de ancak zikirle yok olur.
Kim rahatlık zamanlarında Allah'ı anarsa, musibet zamanlarında Allah onu anar. Yani ona rahmet eder.

Zikir Allah'ın azabından kurtulmaya vesiledir.
Zikir, göklerden, yücelerden rahatlama ve Rahmet inmesine sebeptir. Melekler zikredeni kuşatırlar. Ona dua ederler.
Zikir sayesinde dil, gıybet, söz taşıma, yalan, çirkin ve boş sözlerden korunmuş olur. Nitekim dili Allah'ı zikretmeye alışkın olan kişinin genellikle bu gibi şeylerden korunduğu tecrübe ve müşahede edilmiştir. Dili zikre alışkın olmayan kimseler ise her türlü faydasız şeylere müptela olmaktadırlar.

Zikreden, kıyamet günü pişmanlıktan kurtulur. Hadisi Şerif'te buyuruluyor ki: "Allah'ın zikredilmediği her meclis kıyamet günü zarar ve pişmanlığa sebeptir."
Zikir ister yatakta, ister çarşıda, ister sağlıkta, ister hastalıkta, isterse nimetler ve lezzetler içinde meşgul iken yapılsın, insanı daima yükseltir. Ondan başka devamlı yükselmeye sebep olan hiçbir ibadet yoktur. Hatta kalbi zikrin nuru ile münevver olan kimsenin uykusu dahi gece boyu gaflet içinde ibadet eden kimselerden daha üstündür.
Zikir insanın kalbini uykudan uyandırır. Gafletten gözlerini açtırır. Çünkü kalp uyuduğu müddetçe bütün menfaatlerini kaybeder.
Zikir kalp hastalıklarının devasıdır.
Zikredenlere Allah'ın rahmeti ve meleklerin duası nasip olur.
Allah'u Teala meleklere karşı zikredenlerle övünür.

Zikre devam eden cennete gülerek girecektir.
Zikir sayesinde her zorluk kolaylaşır. Her zahmetli şey basitleşir. Her çeşit yük hafifleşir. Her musibet yok olup gider.
Allah'ı çok zikretmek, münafıklıktan uzak olmanın güvencesi ve belgesidir. Allah münafıkların sıfatlarını şöyle açıklamıştır. "Onlar Allah'ı çok az zikrederler" (Nisa,142)
Zikredenlerin yüzlerinde dünyada, ahirette de nur olacaktır.
Kim yolda, evde, seferde Allah'ı çok zikrederse, kıyamet günü onun şahitleri çok olacaktır.


Kötü rüya gören ne yapmalı?

Bazı rüyalar şeytanın verdiği vesvese şeklinde belirir. Kişi korktuğu şeyi rüyada görür. Olmasın diye arzu ettiği şeyi olmuş gibi görür. Sabaha endişe ile uyanır.
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) bu tür insanları rahatlatacak şu cümleyi kullanır 'Sizden biriniz sevdiği bir rüya gördüğünde bu rüya Allah'tandır. Bundan dolayı Allah'a hamd etsin.
 
Ve o rüyayı ehil (uzman) olana anlatsın. Ve sizden biri sevmediği çirkin bir rüya gördüğü zaman ise gerçekten o rüya mutlaka şeytandandır. O (şeytan ve kötü rüyanın) şerrinden Allah'a sığınsın. Ve o rüyayı hiçbir kimseye anlatmasın. Bu durumda o rüya kendisine zarar vermez."
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) "kötü rüya gören sabah kalktığında üç kez soluna üflesin. Sonra o rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın. Artık o rüya kendisine zarar vermez" buyuruyor.
 
Başka bir seferinde ise; 'Sevmediği rüya gören kimse hemen kalksın namaz kılsın' buyuruyor.
Peygamberimiz'in (s.a.v.) şu uyarısı da önemlidir:
 
'Rüyayı ancak bir alime veya iyi yorum yapan, nasihat eden birisine anlatın.' Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bu konudaki her sözü kötü rüya göreni rahatlatmaya yönelik uyarılarıdır.
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder