11 Kasım 2015 Çarşamba

Ahmed Şahin - İslam'ı nasıl yaşadılar?

Ahmed Şahin - İslam'ı nasıl yaşadılar?


Ahmed Şahin
 
 
AİLE-SAĞLIK

İslam'ı nasıl yaşadılar?


‘Işık Yayınları', değerli ilahiyatçı araştırmacı yazar Ali Demirel'in “İslam-ı Nasıl Yaşadılar?” kitabını sunmuş okuyucularına.

215 sayfalık kitapta, yaşayışları hep örnek alınacak sahabelerden önemli hatıralar sıralanmış, hemen hepimizin istifade edeceği ibretli yaşayışlar net şekilde tefekkürümüze sunulmuştur. Kitabın ‘Ön Sözü'nde Peygamberimiz'in tüm insanlığa örnek olan eşsiz özellik ve güzelliklerine dikkatler çekildikten sonra: ‘İşte elinizdeki kitap bu özel ve güzel hayattan benzersiz kesitler sunuyor' denilerek kitabın dört bölüme ayrılışı şöyle sıralanmış: “İlk bölümde aile hayatımıza ışık tutacak örnekler, ikinci bölümde sosyal hayatımıza yön erecek kesitler, üçüncü bölümde kulluk hayatımızı nurlandıracak dersler yer alıyor. Dördüncü bölümde ise, ashab-ı kiram'ın Efendimiz'e (sas) olan eşsiz sevgisi örneklerle anlatılıyor.”

Günümüzdeki aile hayatımızda hanım-bey münasebetlerine önemli bir örnek teşkil eden Hadice validemizin, kitabın en başındaki hayatından bir hatırayı birlikte okuyalım isterseniz. Bakalım validemizin her türlü imkânsızlık ve zorluklara rağmen sabır ve sadakati nasıl sarsıntısız devam etmiş, böylesine sarsıntısız bir vefa ve sadakat de Efendimiz tarafından nasıl unutulmaz bir takdir ve sevgiyle yad edilerek, günümüz ailesine nasıl bir mesaj verilmiş görelim:

Eline aldığı kuru bir hurma dalına dayanarak Resullulah'ın (sas) kapısına kadar gelmiş olan yaşlı bir kadın, içeri girmek arzusunu izhar etmesi üzerine;

-Ya Resulallah, kim olduğunu bilmediğimiz bir ihtiyare kadın, zatınızı görmek istiyor, dediler. Resul-i Ekrem Hazretleri:

-Müsaade edin gelsin, buyurdular.

İhtiyarlıktan adeta rükû eder halde duran kadın, hurma dalından edindiği asasına dayanarak Efendimiz'in kapısından içeri girdi. Bir-iki adım ilerledikten sonra, kendisini tanıyan Allah Resulü hemen ayağa kalktılar; altlarındaki içi hurma lifi dolu minderlerini göstererek oturmasını istediler.

Peygamberimiz'in bu kadına gösterdiği hürmet ve alaka orada hazır bulunan Hz. Ömer'in dikkatini çekti. Hatta kim olduğunu merak ettiği yaşlı kadına gösterilen bu ikramı, biraz da fazla gibi bulduğu içindir ki, kalkıp gittikten sonra;

-Ya Resulallah, bu kadın kimdi ki, kendisine ayağa kalkacak kadar hürmet ettiniz, minderinizi verecek kadar alaka gösterdiniz, dedi.

Efendimiz'in cevabı tek cümleden ibaretti. Bakın ne dedi:

-Bu kadın, bizim Hadice'nin dostlarındandı!

Burada aklımıza şöyle bir soru geliyor: Peygamber Efendimiz, senelerce evvel vefat etmiş olan Hadice validemize, neden bu kadar alaka duyuyordu ki, onun dostlarına bile ayağa kalkıyor, minderini vermek kadirşinaslığında bulunuyorlardı? Hadice validemizin kendisini bu derece sevdiren hususiyeti ne idi?

Bu sualin cevabını şu hatırada bulmak mümkündür. Efendimiz, bir aile sohbetinde, Hz. Hadice validemizi uzun uzun yâd etmiş, bazı hatıraları yeniden anlatarak, geçmiş günlerini hüzünle dile getirmişti. Hz. Aişe validemiz:

-Ya Resulallah, senelerce evvel vefat edip gitmiş olan bir yaşlı kadını, bu kadar hatırlayıp yâd etmekte ne fayda var? Allah size, ondan daha genç ve güzelini ihsan etmiş; ağzında dişi bile kalmamış bir ihtiyar kadın yerine daha gencini vermiştir, dedi.

Aişe validemizin bu sözlerine karşı Allah Resulü'nün Hz. Hadice validemizi niçin unutmadığını bildiren şu cevaplarını, günümüzün tüm aileleriyle birlikte dikkat ve ibretle okuyoruz:

-Aişe! Seneler geçtiği halde Hadice'yi unutmayışım, onun dış görünüşünden değildir, diyerek onun unutamadığı sabır ve sadakat özelliğinden bazılarını şöyle sıraladı:

-”Herkes beni red ve inkâr ettiği zaman, Hadice bana inandı ve tasdik etti. Etrafımdakiler bana yalancısın, dediği zaman Hadice bana, ‘Doğru söylüyorsun, asla çekinme.' dedi. İnsanlar benden bir pulu esirgediği zaman, Hadice, bütün servetini önüme sürerek, ‘Bunların hepsi emrindedir, davan için istediğin kadar harcayabilirsin.' dedi. Dünyada yalnız kaldığım günlerde, Hadice, benden asla geri kalmadı; ‘Bunların hepsi geçicidir, üzülme, ileride bu güçlükleri kolaylıklar takip edecektir.' dedi. İşte ben Hadice'yi, bu fedakarlıkları, bu sabır ve sadakatleri, gösterdikleri bu vefa ve sebatları için unutamıyorum!”

-Fa'tebirû yâ ülil ebsâr! Düşünün ey basiret sahipleri.
 
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder