1 Ekim 2014 Çarşamba

Ahmed Şahin - Bayramda komşularımızı biz de böyle mi düşünüyoruz?

Ahmed Şahin - Bayramda komşularımızı biz de böyle mi düşünüyoruz?


Ahmed Şahin
a.sahin@zaman.com.tr
 
AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmed Şahin

Bayramda komşularımızı biz de böyle mi düşünüyoruz?

 


Peygamberimiz (sas) Hazretleri, Müslüman’ın din kardeşlerinin derdiyle dertlenme mecburiyetini anlattığı hadisinde şöyle bir uyarıda bulunmuştur:

- Müslüman’ın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir!

Bu sebeple bizler Müslüman’ın derdiyle dertleniriz. Onlar ister kapı komşumuz olsun, isterse ülkenin öteki ucunda ihtiyaç içinde inleyen kardeşlerimiz olsun, dertlerini dertlerimiz bilir, birlikte ağlar, birlikte güleriz.

Bundan dolayı da kurbanlarımızın az kısmını evimizdeki çoluk çocuklarımız için ayırırken kalan çoğunluğunu da ihtiyaç içinde olan kardeşlerimize ikram etmeyi görevimiz bilir, asla onları kendi sıkıntılarıyla baş başa bırakmayız. Biliriz ki, onların derdi de bizim derdimizdir.

İsterseniz sözü uzatmadan, ‘Müslüman’ın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir’ buyuran Efendimiz’in kendisi de kurban kesmeyen, et yemeyen komşularının derdiyle nasıl dertlendiğini gösteren örneklerine şöyle kısaca bir bakalım. Hayret dolu hayranlıkla hatırlayalım komşunun derdiyle dertlenme örneklerini.

Çoğu zaman kurbanını vekil tayin ettiği Hazreti Ali Efendimiz’e kestiren Peygamberimiz (sas) Hazretleri, bir Kurban Bayramı’nda çevresiyle bayramlaştıktan sonra Hane-i Saadet’ine gelince validemize sorar:

- Aişe! Kurban etini dağıttınız mı? Sevinçle cevap verir validemiz:

- Dağıttık ya Resulallah! Hem de hepsini de dağıttık, bir buttan başka bize hiçbir şey kalmadı!

Bu dağıtım miktarından çok memnun olan Efendimiz’in açıklaması şöyle olur:

- Desene ey Aişe, bir buttan başka hepsi de bize kaldı!

Evet, Aişe validemiz, kurban etinin tümünü de komşularına dağıttıklarını söylüyor, bir buttan başka hiçbir şey kalmadı bize, diyor. Efendimiz de buna çok seviniyor ve dağıtılanın tümü de amel defterine yazıldığından mahşerde hep yanlarında olacağına işaret ederek:

- Desene ey Aişe, bir buttan başka hepsi de bize kaldı! diye tebessümle takdirlerini ifade ediyor.

Demek ki, kurban etinin komşularına dağıtılan miktarı, sevap defterine yazıldığından mahşerde dağıtanın hep yanında bulunuyor. Dağıtılmayanı ise burada tüketildiğinden amel defterinde görünmüyor, mahşerde de yanında bulunmuyor.

Bundan da anlaşılıyor ki, kurban etinin ne kadarı dağıtılır, ihtiyaçlıların dertlerine derman olursa o kadar hayırlı ve makbul olur. Çünkü ahirette verdikleri bulunacaktır yanında, vermedikleri kalacaktır burada. Bundan dolayı atalarımız, ‘Ne verirsen elinle, o gider seninle’ demişlerdir.

İşte bu anlayış, kurbanı tümüyle bağışlamayı bile çok cazip hale getiriyor ya da ne kadarını dağıtırsak o kadarının bize kaldığını düşündürmesi bakımından muhteşem bir misal olarak hafızamıza yerleşmiş bulunuyor, her bayramda mutlaka hatırlama gereği duyuyoruz!

Elbette unutulmaması gereken örnek sadece bundan ibaret değildir. Günümüze mesaj yüklü bir muhteşem komşuyu düşünme örneğini daha hatırlayalım isterseniz.

Bir bayram sabahı erkenden kurban etini pişirip sürerler Efendimiz’in (sas) önüne. Hemen bismillah, deyip yemeye başlamaz da sorar:

- Şu anda komşularımız da kurban eti yemeye başladılar mı?

- Hayır, derler. Henüz onların hisselerini göndermedik, en önce size hazırlayıp sunduk, herkesten önce siz tadasınız diye!

Bunun üzerine verdiği cevap, insanlık tarihinin şeref levhalarına geçecek muhteşemlikte bir komşuları düşünme cevabı olur. Buyurur ki:

- Götürün bu eti! Ne zaman komşularımızın da bacalarından et pişirdiklerine işaret eden dumanlar yükselirse o zaman getirin. Komşusunun yemediğini yiyen, giymediğini giyen, onların derdiyle dertlenemeyip ayrı bayram yapan kimselerden olmak istemem!

Et kaldırılır, daha sonra komşuların bacasından et pişirmeye başladıklarının işareti olan dumanlar yükselir, bundan sonra buyurur ki:

- İşte şimdi kurban eti yiyebiliriz, çünkü komşularımız da et yemeye başlamışlardır!

Burada kulağımıza sanki şu hayret cümlesi fısıldanmaktadır:

- Fatebiru ya ülil ebsar!.. Düşünün ey basiret sahipleri!

 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder